17 Nisan 2012 Salı

Tüp Bebek Başarı Hikayesi


Tüp Bebekte Savaşı Kazananlar Anlattı

GERÇEK MUCİZE

'' Merhaba,

1998 yılında evlendim, ilk yıl çocuk sahibi olmak istemedim. Bir yıl hiç korunmadan hamile kalınmazsa tedaviye başlandığını biliyordum, zaten 1999 Marmara depremi olmuştu düzenimizi kurmaya çalışıyorduk, bu dönemde doktora gitmedim böylece iki yıl geçti. Hamilelik olmayınca doktora gitmeye karar verdim. Gittiğim doktor bana iki yumurtalığımda da çikolata kistleri olduğunu, bu durumda hamileye kalamayacağımı hemen ameliyat olmam gerektiğini söyledi.Kistlerin çok büyük olduğunu yumurtalıklarımı sarmışsa temizlenemeyeceğini bu durumda yumurtalıklarımın da alınabileceğini söyledi.

Henüz 27 yaşındaydım ve çok üzüldüm, moralim bozuldu. Ancak çevremden başka doktorlara üniversite hastanelerine gitmemi önerdiler. Ben de bunun üzerine başka doktorlara gittim. Onlar beni rahatlattılar sadece kistlerin alınabileceğini söylediler böylece İstanbul’da özel bir hastanede ameliyat oldum. Doktorum bana sol tarafımda yapışıklık olduğunu ama sağda herhangi bir sorun bulunmadığını hamile kalabileceğimi söyledi. Böylece bir yılda daha bekledim ama olmadı. Eşim sperm testi yaptırdı ve normalden düşük ve hareketi az çıktı. Sol yumurtalığında varikosel tespit edildi ve O da ameliyat oldu. Bu süreçte bir yılda geçti. Yine hamilelik olmayınca doktorum rahim filmi çektirdi iki tüpte açık çıktı bu arada prolaktin hormonum yüksek çıktı onunla ilgili tedavi gördüm. 2002 yılında bir kez aşılama denedim tutmadı. Bu arada sol yumurtalığımda tekrar küçük bir kist oluştu küçülmesi için doğum kontrol hapı kullandım. Sonra bir den sürekli doktora gitmekten sıkıldığımı fark ettim. İki yıl tedaviyi bıraktım.

Devlet ilaçları karşılamaya başladığı dönemde 2005 yılında tüp bebek tedavisi için üniversite hastanesine başvurdum. Bana tekrar rahim filmi çektiler tüplerim yine açık çıktı. 2 kez daha aşılma yapmaya karar verdiler tutmazsa tüp bebek olur dediler. Ama sorun çıkarmaması için önce sol tarafımdaki kisti laparoskopi ameliyatı ile alınması gerekli denildi. 2005 Kasım ayında tekrar ameliyat oldum bu ameliyat sırasında tüplerin açık olup olmadığına tekrar bakılmış ve iki tüpte de geçiş bulunmadığı tespit edilmiş bu nedenle aşılama yapmaya gerek yok direkt tüp bebek tedavisi gerekli denildi.

2006 yılında kistlerin oluşmaması için 3 ay kadar tedavi gördükten sonra tüp bebek merkezlerini araştırmaya karar verdim. Çok fazla merkez ve farklı fiyatlar vardı. İyi bir merkezde tedavi olmak istiyordum ekonomik olarak çok fazla deneme şansım yoktu. Uzun bir süre misafir olarak internet sitenizi ziyaret etmiştim. Daha sonra sitenize üye olmaya karar verdim. 2006 yılında İzmit’te düzenlediğiniz toplantıya katılarak bilgi almıştım Zaten uzun zamandan beri tüp bebek ile ilgili araştırmalar yapmaktaydım. Derken 2007 yılı Ocak ayında Derneğinizden telefon geldi ve üyelerinize indirimli tedavi olanağı anlatıldı. Bende kabul ederek Şubat ayının son günlerinde bana alınan randevuya eşimle beraber gittim. Önceki hormon tahlillerime bakıldı bu arada yaşım 35 oldu. Bana % 50 şansım olduğu hormon ve rahim durumumun çok iyi düzeyde olduğu söylendi. Ben de sevindim ve bana yazılan ilaçları almak için üniversite hastanesine gitmeye karar verdim.

Ancak bir mucize oldu ve Mart ayında kendiliğinden hamile kaldığımı öğrendim bir mucize de ultrasona girdiğimde oldu ikiz hamile kaldığım söylendi hayatımın en güzel günüydü. Ben, eşim, ailem, çevrem inanamadık. Allah’a şükürler olsun. 15 Kasım 2007’de doğdular. Hayatımın en güzel ikinci günüydü. itmek Şuan 8 aylık kızlarım var. Hamilelik döneminde hiç sorun yaşamadım. Normal zamanlarında doğdular biri 2900 diğeri 2800 olarak. Uzun yıllardan ve tedavilerden sonra kendiliğinden hamile kalanların hikayelerini çok duymuştum ama ikiz olanı hiç duymadım. Benim hikayem bu inanılır gibi değil ama gerçek. Doktorum bu duruma tüplerin o zaman kapalıydı ama demek ki açılmış diyebildi. Başka ne denir ki………..MUCİZE

Allah herkese evlat sahibi olmayı nasip etsin. ''

Sevgiler
A. KARSLI

Kaynak: http://www.cocukistiyorum.com


15 Nisan 2012 Pazar

Yeni Tüp Bebek Yöntemiyle Sakat Doğumlara Son!!



Kromozomları taramadan geçirerek genetik kusurlu ihtimallerini eleyerek sağlıklı çocuk sahibi olmayı sağlayan sistem Türkiye’de.






     Hatalı kromozom taşıdığı için düşük yapma ihtimali yüksek olan anne adayları için umut olan bu yeni yöntem ile tüp bebek işlemini iyileştirme şansına sahip olduklarını belirten Eurofertil Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, “24sure adıyla anılan bu teknikle 12 saat içinde sonuç alıyoruz. Döllenmiş yumurtaya zarar vermeden aldığımız tek bir hücreden kromozomları inceleyerek genetik kusuru bulunan, düşük olacak veya sakat doğacak bebeklerin ana rahmine yerleştirmeden tespit edebiliyoruz” dedi.

     Büyük umutlarla başvurdukları tüp bebek merkezlerinde başarısızlıkla karşılaşan anne adayları için yeni bir umut ışığı doğdu. Cambridge’de geliştirilen 24 Sure tekniğini kliniklerinde uygulanmaya başlamasıyla birlikte hastalarda gebelik şansını arttırdıklarını açıklayan Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Hakan Özörnek, “Hatalı kromozom taşıdığı için düşük yapması kaçınılmaz olan gebelikleri bu yöntem ile önceden ayıklayabiliyoruz. Döllenmiş yumurtaya zarar vermeden aldığımız tek bir hücrede insanda bulunan tüm 46 kromozomu inceliyoruz. Bu inceleme sonucunda genetik kusuru bulunan, sakat doğacak veya düşük olacak bebekleri ana rahmine yerleştirmeden tespit edip anne adaylarının tüp bebek şanslarını arttırıyoruz” dedi.

EN SAĞLIKLI EMBRİYO SEÇİLİYOR

     Kromozom sayılarında oluşan anormalliklerin sürekli tekrarlayan tüp bebek başarızılıklarına ve düşüklere yol açtığı gürülüyor. Gebelikle sonuçlanmayan tüp bebek uygulamalarında ise sorunun %89 oranında kromozom sayı bozukluklarına bağlı olarak geliştiği görülüyor. Uygulanan bu yeni yöntemle tüm kromozom analizi yapılarak insanda bulunan 46 kromozomun tamamının sayısal olarak normal olup olmadığının kontrol edildiğinin altını çizen Dr. Özörnek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu inceleme sayesinde en doğru embriyoyu seçerek bir taraftan gebelik oranlarını arttırırken diğer taraftan düşük riskini azaltıyoruz. Şu anda dünyada belli ülkelerde uygulanabilen bu yöntemi Türkiye’de uyguluyor olmaktan dolayı büyük sevinç yaşıyoruz. Gebelik ümidiyle merkezimize başvuran anne adaylarımız için yeni bir umut ışığı olan bu yöntem ile bize başvuran çok sayıda hastamızın çocuk sahibi olmasını sağlıyoruz.“

Kaynak : http://www.mehtap.ca


İlk Tüp Bebek 34 Yaşında

LONDRA - Üreme tedavilerinde çığır açan tüp bebek yönteminin ilk ‘ürünü’ Louise Brown’ın doğumuyla dünyanın her yerinden milyonlarca kısır çifte tüp bebek veya deneme tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olmanın kapılarını açılmıştı. Dünyanın ilk tüp bebeği olan Louise Brown 34 yaşında.

Louise Joy Brown, 25 Temmuz 1978’de İngiltere’de dünyaya geldiğinde 2,61 kilo ağırlındaydı. Ebeveynleri Lesley ve John Brown dokuz yıl boyunca çocuk sahibi olmaya çalışsada Lesley Brown’ın kısır olması nedeniyle başarılı olamamışlardı. Cambridge Üniversitesi’nde fizyolog Robert Edwards ve jinekolog Patrick Steptoe’nun araştırmasını duymaları çift için dönüm noktası oldu ve doğurganlık tedavisi için iki bilim adamıyla anlaşma imzaladılar.

Çiftin yumurta ve spermlerinden laboratuvar ortamında döllenmiş embriyon üreten araştırmacılar sonra bunu Lesley Brown’ın dölyatağına yerleştirdi.



Tüm diğer çocuklar kadar nomal bir çocukluk geçirdiğini söyleyen Brown’ın kendinden dört yaş küçük kız kardeşi Natalie de dünyada tüp bebek yöntemiyle doğan kırkıncı kişi.

Natalie Brown 1999’da doğal yollardan dünyaya getirdiği çocuğu ile dünyada anne olan ilk tüp bebek oldu. Louise Brown’ın oğlu Cameron da 2006’da doğal yollarla doğdu. İlk tüp bebek olması konusundaki utangaçlığına rağmen Brown, doğumuna yardım eden Robert Edwards’la yakın bağlantıyı koparmadı. Brown, düğününe de gelen Edwards’ı büyükbabası gibi görüyor. Edwards’ın meslektaşı Steptoe 1988’de hayatını kaybetti. Edwards ve Brown en son, yöntemin 30. yıl kutlamasına bir araya geldi. Seremoninin gerçekleştiği Bourn Hall Kliniği, Edward ve Steptoe tarafından kurulmuştu.

Tüp bebek yöntemiyle 30 yılda üç milyondan fazla çocuk doğdu. Türkiye’de de her yıl yaklaşık 40 bin tüp bebek uygulaması yapılıyor, bunların yüzde 15’i olumlu sonuçlanıyor.


Kaynak: www.ntvmsnbc.com


12 Nisan 2012 Perşembe

Sizlerden Gelen Sorular ve Cevapları

Soru: Yumurtlama günlerinde ağrı olmasının başlıca nedenleri nelerdir?
Cevap: Bunun nedeni premenstrül sendrom denilen ve muhtemelen hormon düzeyindeki dalgalanmalara bağlı uterus yani rahim kasılmaları ve kramplar tabii endometriozis gibi hastalık nedenleri de olabilir?

Soru: Mikrodan dış gebelik yaşadım sol tüp laparoskopiyle açıldı ve embriyo alındı. o tüpün fonksiyonu nasıldır sizce , işlev görür mü? Yine denediğimizde dış gebelik olmasından korkuyorum ne dersiniz . gene böyle bir durumla karşılaşabilir miyim?
Cevap: Cerrahi uygulanan tüplerde yapışıklık olma olasılığı çok yüksek dolayısı ile pek o tüpten fayda ummak doğru değil. Evet tekrar denemede de bu şans olabilir tekrarlayan durumlarda tüplerin çıkarılması da düşünülebilir.

Soru: İlk mıcrom da 7 haftalıkken boş kese tesbit edildi kürtaş yapıldı sonrasında az az aknamalarla artan kanamalar yaşadım de acile gittiğimde dış gebelik yaşadığım söylendi beta 1700 çıktı sol tüp alındı benim merak ettiğim 7. haftada kürtaş yapılırken dış gebelik anlaşılamaz mıydı? ve 7. hafta kürtaş için erken midir? bir sitede okuduğum kadarıyla biraz daha beklenmesi gerektiği yazıyordu bebeğin keseye gelebilme ihtimali olabiliyormuş ne kadar doğrudur bilemiyorum tabi ve tek tüp ile hamile kalma şansım nedir acaba? bu olayı 2 ay önce yaşadım sonrada yoğunluğumdan dolayı konturele gitmedim gitmek şart mıdır? kafamda sorular oldu ben bunları 1 hata içinde üst üste yaşamam normal miydi?
Cevap: Doğrusu tek tüple gebe kalma şansı tabii ki var iki tüpe göre daha az ama var. boş keseye embryonun inmesi söz konusu olamazdı muhtemelen yerleştirilen embryolardan birisi dış gebeliğe diğeri rahim içindeki boş gebeliğe yol açmıştır.

Soru: Spermde hareket ve canlılık yok.. cartegener sendromu var..canlılık da azda olsa değişmeler var.hareketlilik için sizin önerebildiğiniz bir şey var mı ? mikro denedik olumsuz oldu sonuç..gonal-f profasi en son kullandığım ilaç femera 2.5mg
Cevap: Erkekte infertilitesinin hormonlara bağlı bazı nedenleri dışında ilaç tedavisinden sonuç beklemek pek doğru olmaz tekrar micro denemenizi öneririm.

Soru: Kapalı tüp tarafındaki yumurtalık o ay üretim yaptığında diğer açık tüpe geçme olasılığı var mıdır?
Cevap: Evet vardır yani kapalı tüp tarafında ki yumurta ilavede gebe kalınabilir.

Soru: Micro ile 6 haftalık gebeyim fakat henüz ultrason yapılmadı (yurtdışında yaşıyorum)ocak 20 de yapılacak ve ben gebeliğe dair hiçbir şey hissetmiyorum.. Benim son 2 gündür kalp çarpıntılarım var bunlar normal mi ..hashimato tiroidimden mi kaynaklanır mı?
Cevap: Çarpıntıların tiroiditle ilgili olabileceği gibi gebelik anksiyetesi ve volüm artışı ile de ilgili olabilir.

Soru: Almanya'dan katılıyorum, 8 yıl tüp bebek denedim, doğal kızıma hamile kaldım. 4 yıldır, mikro denedim sonuç yok. 1 yıl önce mikro denedim yumurtalığım spermi döllememiş? neden bilemiyorum 3 aydır 10 güne bir adet görmeye başladım, memelerim acıyor -ateş gibi yanıyor ve yumurtalıklarım beni rahatsız ettiğini hissediyorum. Sol yumurtalığım tıkandığını laparko, ile açılması gerektiğini söyledi doktorum.. İstanbul'a gelip tüp bebek denemek istiyorum sizce olumlu bir davranış midir? Bebek yapabilecek şansım var midir ?
Cevap: Tüp bebek deneyebilirsiniz bunu Almanya'da ya da Türkiye'de yapmanızın çok farkı olmaz öncelikle yumurtalık rezervinizi gösteren laboratuar bulgularını ve sperm tetkikini görerek tedavinin sonuçları üzerine konuşma doğru olur.

Soru: 36 haftalık gebeyim.. özellikle sağ ayağım çok şişiyor, nedeni nedir? bir de bu haftalarda illa ki sola dönük yatmak gerekli midir?
Cevap: Şişliğin nedeni venöz yani kalbe ger dönen kan ve lenf yollarında büyüyen karın hacmine bağlı sıkışmalar . sol tarafa dönerek yatılmasını istemenin nedeni renal yani böbreğe giden kan akımını rahatlatmak çünkü bu damar bebeğin beslenmesi açısından önemli.

Soru: Endometriozis hastalıkları nedir acaba? bunun nedeni de olabilir demiştiniz yumurta ağrılarının az önce...
Cevap: Endometriozis rahim içini döşeyen bezlerin aynısının rahmin dışında yumurtalık tüp karın boşluğu gibi yerlerde bulunması ve adet döneminde rahmin gördüğü değişiklikleri aynısının bu odaklarda da olması.

Soru: Pcolular da yumurta oluşumu hiç yok mudur? yoksa olgunlaşma mı olmuyor?
Cevap: Bilakis fazla sayıda yumurta olgunlaşma yarışına giriyor ama hiç biri adam gibi olgunlaşamıyor tabir uygun ise küçük kalıyor. PCO oluşumunda insulin like growth factor denilen bir madde suçlanıyor buda bir nedeni şeker hastalarında oluşan tablo gibi bu nedenle de glukofanın tedavi amaçlı kullanımı uygun Bence PCO hastaları bu ilaçtan oldukça yara görüyor.Yalnız çoğu zaman tek başına yumurtlamayı sağlamıyor. ovulasyon indüksiyonu beraber daha iyi sonuç veriyor.

Soru: 2.5 yıllık evliyim. 1.5 yıl önce 1 düşük oldu 5 haftalıktı kürtaj olmadım.şimdi 10 aydır istememize rağmen hamile kalamıyorum. prolaktin yüksek çıktı 43 ve sonra 27 parlodel aldım 10 gün kadar ama kullanamadım 1 kez aşılama denendi tutmadı şimdi ne yapmalıyım?
Cevap: Anladığım kadarı ile yaşınız henüz genç bu nedenle prolaktin kontrolüne devam etmek ve gerekirse aşılamayı tekrarlamak uygun olur. Prolaktin değeriniz mutlaka kontrol edin eğer hala yüksek ise dostinex denilen ve parlodel ile benzer illev gören anacak kullanımı daha kolay bir ilaç var doktorunuza danışarak bunu kullanabilirsiniz eğer prolaktin yüksek ise.


Siz de sorularınızı  info@tupbebekailesi.com  'a ileterek en kısa zamanda cevap bulabilirsiniz.

Sevgiler;

Celalettin Örnek



10 Nisan 2012 Salı

Tüp bebek yapacağımızın bilinmesi gerekiyor mu?

Tüp bebek yapacağımızı çevremize söyleyip söylememekte ilk başlarda tereddüt ettik. Hani söylesek ne tepki olur, söylemesek nasıl saklayacağız? Hem Nursen hem ben gizli saklı bişey yaptığımızda kimseden saklayacak yeteneğe sahip değiliz. Bir şekilde açık veriyoruz, belli ediyoruz. Ne yapalım yapımız böyle. Saklasak bile bir yerde nasıl olsa belli edecektik. Hem devamlı görüştüğümüz arkadaşlarımız var. Onlarla beraberken illâ ki iğne saatimiz denk gelecek. Ne yapacağız o zaman?

“Hadi biz müsait bir oda varsa 5 dakika baş başa çekilelim hemen döneceğiz” desek çok yanlış anlamalara sebep olabilir.

“Eve gidene kadar dayanamadınız mı ne aceleniz var?” diye düşünebilirler.

Aman söylesek ne olacak ki? Gayet normal bir durum. Bebek istiyoruz, bu şekilde yapma durumundayız. Kime ne? Utanacak, sıkılacak, saklayacak bir durum yok. Çevreden duyuyorduk ve yaşadık; bundan utanan, söylemeye çekinen, çok gizli bir durum gibi saklayanlar oluyor. Ne gerek var ki? Hem bu şekilde saklayarak, gizleyerek kendimizi sıkıntıya sokacağız ve bu tedavinin olumluluğu açısından hiç iyi bir durum değil. Rahat olmamız lâzım. Sonuçta yakın çevremize söyledik böyle bir tedavi sürecinde olduğumuzu. Tüm bilenler sevindiler, destek verdiler ama gene de bazılarının akıllarında soru işaretleri vardı. Niye tüp bebek yapıyorduk ki? Sağlığımızda sorun mu var? Bu sorulara da gayet açık şekilde cevap verdik. Hiçbir sağlık sorunumuzun olmadığını, sadece yaşımızın ilerlemesinden dolayı ve bebek istediğimiz için durumu riske atmak istemediğimizi anlattık. Riske atmanın yanı sıra bir an önce bebek sahibi olmak istediğimizi söyledik. Sağlık sorunumuz da olabilirdi çok acayip bir durum değil ki. Sağolsunlar herkes anlayışla karşıladı. Gerçi anlayışla karşılamasalar ne olacaktı ki? Vazgeçecek halimiz yoktu ya? Ama sağolsunlar tüm sevdiklerimiz, yakınlarımız destek oldu, yardımcı oldu bize. Bu bizim için çok önemliydi. Moralimizi yüksek tutuyor, bize güç veriyordu.
Fakat durumu açıkladığımız kişilerin hemen hepsi şu soruyu sormadan edemiyordu. Ya da sormaya çekiniyorlar ama bir şekilde konuyu oraya getirmeye çalışıyorlardı. Veya yüz ifadelerinden belli oluyordu:

“Bir sorununuz mu var? Neden tüp bebek yapıyorsunuz?”

Sanki tüp bebek yapmak için mutlaka bir sağlık sorunu olması lazımmış gibi düşünüyorlar. Halbuki gittiğimiz tüp bebek merkezinde bu işlemi yaptıran o kadar genç insanlar var ki. Tüp bebek tedavisi yaş ortalaması gerçekten çok çok düşük durumda. Tabii ki sağlık sorunları nedeniyle bu tedavi sürecine girenler de var. Ama her ne olursa olsun, sağlık problemi ile veya değil gerekiyorsa yaptırılması gereken bir tedavi. Dışarıdan pek görülmese de çok yaygın şekilde uygulanan bir yöntem. İsimlerini çok iyi bildiğimiz, halk tarafından tanınan bir çok kişi ve bu kişilerin çocukları da bu tüp bebek tedavisi yaptırıyor.

Özellikler erkeklerde tüp bebek yaptırdığını veya tedavi sürecinde olduğunu söylemek büyük bir sorun. Sanki tüp bebek yaptırdığı bilinince erkekliği yerlerde sürünecek, herkes erkekliğinden şüphe edecek. Neredeyse tüm erkekler tüp bebek yaptırdığının bilinmesinden utanıyor, çekiniyor. Dolayısıyla kadınlarda bundan etkilenip aynı psikolojiye giriyorlar. Bu psikolojide sonucun olumlu olmasını büyük ölçüde engelliyor. Erkekler merak etmesin; tüp bebek yaptırınca erkekliğinizde bir eksilme olmuyor, erkeklik itibarınız yerlerde sürünmüyor. Aksine ne kadar mantıklı, akıllıca bir şey yaptığınız düşünülüyor. Tüp bebek yaptığımızı en başından beri kimseden saklamaya gerek duymadık ve hiç bir şekilde de kimseden rahatsız olmadık.

Hatta bu durumu yakın tanıdığım birisinde yaşadım. Dolaylı yoldan tüp bebek tedavisine devam ettiğini öğrendim ve çok sevindim. Gerçekten çok sevdiğim bir kişi. Ama kimsenin bilmesini istemiyormuş meğerse. Niye? Erkekliğinden şüphe edilecek tabii. Tüm ailesini de tembihlemiş bilinmemesi konusunda. Bende çok sevindiğim için ve o kişiyi çok sevdiğim için hemen yardım edebileceğim, fikir verebileceğim bir şeyler olabilir diye düşündüm ama bilinmesini istemediği için bende bildiğimi belli edemezdim. Bir akşam annesini aradım ve "Tüp bebek tedavisine başlamış. Ben bir çok aşamasından geçtim ve yardımcı olabileceğim bir şeyler varsa yardım etmek istiyorum" dedim. Ama annesi "Yok öyle bir şey. Öyle bir tedavi durumu yok. Olursa haber veririz sana" diyerek geçiştirmeye çalıştı. Ama sakladığı o kadar belliydi ki. Aradan bir kaç hafta geçtikten sonra gene annesi aradı beni ve oğlunun baba olacağını, gelininin hamile olduğunu, hemde ikiz olduğunu söyledi ve arkasından ekledi "Ama tüp bebek değil". O kadar belli etti ki artık tüp bebek tedavisi sonucu olduğunu. Bilmiyorum? Belki de ben çok fena şekilde yanılıyorum ve günahlarını alıyorum. Ama bilinse ne olacak tüp bebek yaptıklarını? İnsanlar tersleyecek, alıp yerin dibine mi sokacaklar? İnsan içine çıkamayacaklar mı? Hiç de öyle olmuyor. Olsaydı biz yaşardık bu durumları kimseden saklamadığımız için.

Tüp bebeği defalarca deneyip başarılı sonuca ulaşamayan çiftlerde çok fazla. 7-8 kere deneyenler duyduk. Başarılı olamamasında, moralsizliğin ve tedaviye olumlu yaklaşamamanın payı çok büyük. Hadi ilkinde olmadı, ikincisinde de olmadı ama kesinlikle umutsuzluğa kapılmadan isyeniyorsa devam edilmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra çok kez deneyip artık vazgeçen birkaç çiftin tedavi sonrasındaki 1-2 aylık süreçte doğal yollardan hamilelik sürecine başladıklarını da çok duyduk. Bu da gayet normal çünkü alınan ilaçlar, hormonlar, erkeğin yaşam kalitesini yükseltmesi sonucu kadında yumurtalar çok iyi ve olgun duruma geliyor, erkeğin sperm kalitesi çok iyi duruma geliyor ve doğal olarak sonuca ulaşılabiliyor. Tekrar tekrar söylüyorum ama gerçekten çok önemli; her durumda gerek tüp bebek tedavisi gerek doğal yollardan çocuk sahibi olma çalışmalarında çiftlerin morallerinin çok yüksek olması, olumlu bakmaları son derece önemli.



9 Nisan 2012 Pazartesi

Çift başlı bebek doğdu !

Tek bir vücutta dünyaya gelen ikizlerin 25 yaşındaki annesi hamileyken ultrasona girmediği için nadir görülen durumu doğum sırasında öğrendi.

Milliyet'in internet sitesinde yer alan habere göre Brezilya’nın Para eyaletinde bulunan Anajas şehrindeki hastanede doğum yapan genç anne ve 4,5 kilo ağırlığındaki bebeğin sağlık durumlarının iyi olduğu açıklandı.

Doktorlar, bebeğin iki kafası olmasına rağmen tek bir kalbi olduğunu, diğer organlarının ise normal bir şekilde işlevini sürdürdüğünü açıklarken, ayrıca her iki bebeğin de sağlık durumunun mükemmel olduğunu bildirdi.

Normal doğumun bu gibi durumlarda hem anne hem de bebekler için risk oluşturduğuna dikkat çeken hastane müdürü, bu nedenle doktorların sezaryen yöntemini tercih ettiğini söyledi.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Tüp Bebek Tedavisinde ’Bilinmesi Gereken 10 Detay’


1.Çocuğu olmayan bir çift ne zaman doktora gitmelidir?

Kadının yaşı burada çok önemlidir. 35’in altında, çiftin özgeçmişleri ve aile öykülerinde bu konuyla ilgili risk yoksa korunmasız-düzenli bir yıllık cinsel ilişki sonrası gebelik elde edilemiyorsa doktora başvurulmalıdır. Aynı koşullarda kadın 35 yaş üstünde ise 6 ay, 38’in üzerinde ve yumurtalıklarını olumsuz etkileyebilecek kemoterapi veya yumurtalıkla ilgili bir ameliyat geçirmişse, erkek de de sperm değerlerini kötü yönde etkileyecek kemoterapi veya ameliyat öyküsü varsa çiftler derhal doktora gitmelidir.

2-Aşılama denenmeden tüp bebeğe tedavisi doğru mudur?

İnfertilite (kısırlık) nedenine bağlı olarak bazı hastalarda aşılama öncesi yumurtlama uyarısı veya aşılama gibi üremeye yardımcı yöntemler uygulanmalıdır. Bu grup hastalarda ancak bu yöntemlerin başarısızlığı durumunda tüp bebek tedavisine geçilir. Ancak belirli bir grup hastada ise diğer yöntemlerin başarı ihtimali ya hiç yoktur ya da çok düşüktür. Bu hasta gurubunda tüp bebek ilk seçenek olmalıdır.

*Her iki tuba uterinası ( tüpleri) tıkalı olan kadınlar,
*Azospermi  olguları (erkekte sperm olmaması)
*İleri kadın yaşı ( örn.: 38 yaş üstü kadınlar) doğrudan tüp bebek uygulanması gereken çiftlerdir.

3.Tüp bebek tedavisinde hangi sırayla hangi testler yapılır?

Kısırlık araştırması çiftlere eş zamanlı olarak yapılmalıdır.  Başlangıç aşamasında yapılan temel testler şunlardır:

a. Erkeğe sperm testi,
b.Kadının yumurtlamasının araştırılmasına yönelik kan (hormon) testleri ,  
c. Kadının tüplerinin açık ve rahim içerisinin normal olup olmadığının araştırılmasına yönelik testler. Bu amaçla en sık ilaçlı rahim röntgen filmi ( Histero-salpinga-grafi, HSG) çekilmektedir.

4. Tüp bebekte başarı oranı nedir?

Tüp bebekte başarı oranı birden fazla ölçütle değerlendirilmektedir.

    1-Fertilizasyon ( Laboratuvarda Döllenme) Oranı: Bu oran iyi laboratuvarı olan merkezlerde %80’ in üzerinde olmalıdır.
    2-Biokimyasal Gebelik (Kanda gebelik testinin pozitif çıkması): Bu oran %50 civarındadır.
    3-Ultrasonografi İle Görüntülenebilen Ve Takip Edilen Gebelik Oranı: Bu oran %40 civarındadır.
    4-‘’Eve Canlı Çocuk Götürme’’ Oranı: Bu oran ise %30 civarındadır. Hastaları ilgilendiren temel değerin de sonuncusu olması gerekir.

Üç başarısız deneme sonrası aileler için gebelik elde etme oranını maalesef çok arttırmamaktadır. Preimplantasyon genetik tanı (embriyo transferi öncesi genetik araştırma), co-culture ( laboratuar ortamında suni ana rahimi oluşturulması) , sperm seçim yöntemlerinin değiştirilmesi gibi ek uygulamalar yapılmaktadır. Ancak bu yöntemlerin de başarıyı anlamlı oranda artırdığına dair yeterli kanıt henüz yoktur. Benim şahsi tecrübelerime göre bu hastalara blastosist transferi önerilmeli ve bu hastalarda eğer embriyoları blastosiste gitmiyorsa transfer yapılmamalıdır. Böylece hastanın, transfer sonrası boşu boşuna büyük ümitlerle beklemesinin önüne geçilmiş olur.

5.Blastosist transferi nedir? Hangi durumlarda bu yönteme başvuruluyor?

Günler boyunca gelişip hücre sayılarını artıran embriyolar beşinci günden itibaren iki ayrı hücre tipine ayrılarak aralarında bir sıvı biriktirir. Bu embriyolara ‘Blastosist’ denir. Ne yazık ki her embriyo bu aşamaya kadar gelişimini devam ettiremez, daha erken bir dönemde gelişimini durdurur. Sadece o embriyoyu oluşturan sperm ve yumurta kaliteleri fazla düşük değilse embriyo gelişimine devam eder, aksi halde vücut savunma mekanizmasının bir sonucu olarak düşük kaliteli hücrelerin birleşmesiyle oluşan embriyoların gelişimlerini daha erken bir dönemde durdurur. Yapılan çalışmalar, blastosist evresine ulaşmış embriyoların dahi bir bölümünün gebelik oluşumuna ya da gebeliğin devamına izin vermeyecek kadar düşük kaliteli hücreler içerdiğini göstermiştir. Ancak bu oran erken dönemde gelişimini durduranlara oranla çok daha düşüktür. Sonuç olarak; hastaya blastosist transfer etmek gebelik şansını artırmak anlamına gelir. Hastaya ne kadar az embriyo transfer edilirse blastosist transfer ederek gebelik şansı o kadar artırılmış olur. Bu nedenle, transfer sayısının kısıtlandığı durumlarda blastosist transferi uygulaması başarıyı artırıcı bir etki yapar. Örnek olarak ülkemizde iki yıl önce uygulamaya giren yönetmelik transfer edilen embriyo sayısına kısıtlama getirmiştir. Bu uygulama sonucu tüp bebek sonucu oluşan çoğul gebelikler ki bunlar çok riskli gebelikler idi, anlamlı olarak azalmıştır. Bu yeni durum bizim merkezlerimiz de dahil olmak üzere bazı kliniklerin daha fazla blastosist transferine yönelmelerine neden olmuştur. Bizim merkezlerimizde artık tüm transferlerin yaklaşık yarısına yakını beşinci günde yapılmaktadır. Hastadan yeterli miktarda ve kalitede blastosist elde edilmesi durumunda, tedavilerin başarısız kalma nedeni olarak embriyo dışı nedenlere yönelmek faydalı olacaktır. Neden tüm embriyolar blastosist aşamasına kadar bekletilip ondan sonra transfer edilmiyor? Bu sorunun yanıtında da blastosist transferlerinin dezavantajlarından söz etmemiz gerekir. Bugün tüp bebek uygulama teknolojileri ne kadar gelişirse gelişsin unutmamalıyız ki insan vücudunun sofistike ve mükemmel mekanizmasını bire bir taklit edebildiğimizi söylemek çok güçtür. Zira insan vücudu ve biyolojisiyle ilgili bilgimiz ne kadar artarsa, bilmediklerimizin ve yeni soruların farkına varmaya devam ediyoruz. Sonuç olarak embriyoları laboratuar şartlarında uzun süre bekleterek blastosist evresine ulaşmalarını beklerken onları daha erken bir dönemde vücudun doğal ortamına bırakarak orada gelişmelerini sağlamalarına göre ne kadar ödün verdiğimizi bilmiyoruz. Özetle kendimize su soruyu soruyoruz: bu embriyo blastosist oluşturmadı, acaba ben bu embriyoyu gelişiminin daha erken bir döneminde rahme vermiş olsaydım acaba orada blastosiste ulaşacak mıydı? İşte blastosist transferinin riski budur, bu nedenle her vakada uygulanmaz. Elimizde bu riski karşılayacak sayıda embriyo olması ya da dediğim gibi, ne olursa olsun embriyoların uzun dönem gelişimlerini izlememizi gerektirecek gerçek sebepler olması lazımdır.

6.Sperm seçiminde yenilikler nelerdir?

Günümüzde sperm kalitesi dendiğinde artık eskiden olduğu gibi sperm sayısı, hareketliliği, şekli gibi parametreleri düşünmüyoruz. Biliyoruz ki, spermin gerçek kalitesi yukarıdaki soruda da anlattığım gibi onun kalıtsal yapısı ve bu yapının çevresel faktörlerden ne kadar etkilendiğidir. Çünkü embriyo gelişimine spermin asil katkısı bunlardır. Geleneksel sperm tetkik parametreleri ile bahsettiğim kalıtsal özelliklerin durumu arasında direk bir ilişki gösterilmemiştir. Artık sperm analizi yaparken embriyo gelişimine etki edecek gerçek kalitelerinin durumunu anlamaya çalışıyoruz. Önemli olan kalıtsal özellikleri en az hasar görmüş, mümkünse hiç görmemiş spermleri seçebilmek ve yumurta hücresi ile bunların birleşmesini sağlayabilmektir. Sperm hücresinin yüksek büyütmede seçilmesi (IMSI), bazı moleküllere bas kısmının bağlanması ya da bağlanmaması yoluyla seçimleri (PICSI ya da MACS benzeri yöntemler) bu amaçla kullanıma girmiştir. Ne yazık ki, bu seçim yöntemlerinin geçerliliği tam anlamıyla ve en doğru bilimsel yöntemlerle henüz kanıtlanmamıştır. Bunun için daha zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Gene de bizim laboratuarlarımız da dahil olmak üzere bu tip yenilikleri kullanıp hastaların gebe kalma olasılıklarını artırmaya çalışan çok sayıda merkez bulunmaktadır.

7-Genetik incelemelere ne zaman ihtiyaç duyulur?

Genetik incelemelere kesin ihtiyaç duyulan durumlardan ilki; ailede kalıtsal yolla geçen, doğacak bebeğe intikal edebilecek ve sorumlu kromozom ya da gen bölgesinin bilindiği durumlardır. Bu bölge ya da kromozomlar embriyolar üzerinde incelenip hastalıksız embriyolar transfer edilebilir. Bir diğer durum tekrarlayan gebelik kayıpları, yani ard arda düşük yapma ya da tam tersi tekrarlayan başarısızlıklardır. Her iki durumda da bazen embriyoların genetik olarak problemli olmaları sorunun kaynağı olabilir. Dolayısıyla çiftlere tüp bebek tedavisine başlamadan önce detaylı olarak tetkik yapılmalı ve embriyoların genetik problemi dışında aynı soruna neden olabilecek diğer nedenler ayıklanmalıdır. Bundan birkaç yıl önce bayanın ileri yaşı, ileri sperm problemleri (çok kısıtlı sayıda sperm bulunması ya da hiç olmaması) gibi durumlarda da embriyo üzerinde genetik incelemelere ihtiyaç duyulur denirdi. Günümüzde bu bakış acısı biraz daha gevşemiş gibi duruyor.

8.Tüp bebek tedavi yöntemlerindeki yenilikler nelerdir?

Tüp bebek tedavi yöntemleri ve uygulamaları baş döndürücü bir hızla gelişiyor. En güncel tekniklerden biri embriyoların dinamik takibidir. (Embriyoscope) Bu tekniği Türkiye’ye ilk defa bizim ekibimiz getirdi ve en çok da bizim laboratuarlarımızda uygulanıyor. Artık embriyolar takipleri süresince çok kısıtlı bir zaman dilimindeki görüntüleri ile değil, her 15-20 dakikada bir yedi bölgeden alınan görüntülerinin birleşmeleri ile oluşan videolar ile inceleniyor, kaliteleri bu verilere göre saptanıyor. Bu demektir ki artık embriyoların gelişimleri hakkında çok daha fazla elimizde bilgi birikiyor. Tüp bebek uygulamalarının başladığı yıllardan bu yana ilk kez embriyo gelişimi hakkında bu kadar fazla veri toplayabildik ve elimizdeki bu bilgiler çok değerli. Şu anda Türkiye’den bizim dahil olduğumuz uluslararası bir bilim grubu bu veriler üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Yeniliklerle başarı şansı ne kadar artıyor? Bu sorunun cevabı için biraz daha beklememiz gerekiyor. Ancak embriyo secimi için sunulan dinamik izleme tekniği gerçekten başarı sansını artırıyor. Ancak burada dikkatli olunması gereken nokta; birkaç farklı şekilde dinamik embriyo takibi yapılabiliyor ve bunların hepsi aynı sonucu vermiyor. Bizim kullandığımız sistem şu anda dünyada bulunan en sofistike dinamik takip sistemidir. Biz ve bizim kullandığımız sistemi kullanan diğer merkezler (şu anda dünyada 100 dolayında var) başarı oranlarının arttığını gösterdiler. Umudum, bu sistemin diğerleri ile bilimsel karsılaştırmasını yapan bilimsel çalışmaların bir an önce yayınlanması ve farkın kanıtlanmasıdır.

9.Dondurma tekniğinde son aşama nedir?

Günümüzde iki farklı dondurma tekniği var; yavaş ve hızlı. Beş yıl öncesine kadar yavaş dondurma daha çok uygulanırken günümüzde hızlı dondurma tekniği tercih ediliyor. Çünkü bu teknikle embriyoların tamamının, yani tüm hücrelerinin hiç hasarsız canlıklarını devam ettirmeleri ihtimali daha yüksek. Bu da doğal olarak başarı oranlarına yansıyor. Burada dikkatinizi çekmek isteyeceğim nokta; bize başvuran çiftlerimizden aldığımız izlenim dondurma-çözdürme işlemlerine biraz çekingen yaklaştıklarıdır. Oysa tüp bebeğin geleceği dondurma-çözdürme işlemlerinde. Çünkü; artık uluslararası anlamda başarı bir çifte uygulanan birkaç tedavi sonrası elde edilen gebelik oranı olarak ölçülüyor. Doğal olarak bu birkaç tedavinin içinde dondurma-çözdürme sikluslarının olması istenen bir durum, zira her tedavide kadına yeni baştan hormon vererek yumurtalıkları uyarmak yerine bir seferinde elde edilen birkaç kaliteli embriyonun saklanarak sonraki uygulamalarda bunların çözdürülerek transferi daha çok istenen bir durum. Üstelik dondurma-çözdürme tedavilerinin bir avantajı daha var; bazen yumurtalıkların uyarıldığı tedavilerde kullanılan ilaçlar yumurtaları büyütürken rahim dokusunun embriyoyu kabul etme mekanizmasına zarar verebiliyor. Oysa dondurma-çözdürme tedavilerinde rahim dokusu diğer duruma göre çok daha doğal bir halinde ve embriyoyu kabul etme mekanizması zarar görmemiş. Bugün dünyada birçok merkez (bizim merkezlerimiz de dahil) rahimim bu durumunu transfer öncesinde değerlendirip, çiftin gebelik şansını artırabilmek adına, elde ettiğimiz tüm embriyoları donduruyor ve bir sonraki ay rahimim doğal haline kavuştuğunda çözdürüp transfer ediyoruz. Bu uygulamanın geçerliliği ve çifte faydası artık bilimsel yayınlarla ispat edilmiştir. Kısaca özetlemem gerekirse, dondurma-çözdürme teknikleri merkezlerin toplam başarılarında önemli bir yer tutar. Hastalar bu parametreyi çok iyi incelemelidir diyorum.

10.Tüp bebek denemesi kaç kez tekrarlanmalıdır?

Bu soruyu şöyle yanıtlayacağım; ortalama üç! Ama bunu da açıklamam gerekir. İstatistiksel olarak tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin %95’i üç kez tekrarlamalıdır. Geri kalan %5’i içinse bir sınır yoktur. Bize başvuran bir hasta gebe kaldığında önceden dışarıda on altı deneme yapmıştı. Bu çift yüzde beş’lik dilimde idi. Ama bilimsel yayınlar göstermektedir ki, tüp bebek tedavisine giren çiftlerin yüzde doksan beşi ilk üç denemeden sonra gebelik şanslarını anlamlı olarak artıramamaktadır.

KAYNAK : Milliyet
http://saglik.milliyet.com.tr/tup-bebek-tedavisinde-bilinmesi-gereken-10-detay-/kadinsagligi/haberdetay/13.02.2012/1501628/default.htm 
KAYNAK: tupbebek.blogspot.com

6 Nisan 2012 Cuma

Tüp Bebekte Savaşı Kazananlar Yazdı (Başarı Hikayeleri)



Artık Bende Anneyim...

Merhaba;

     2000 yılında evlendim hemen çocuk istedim ama olmuyordu ilk 6 aydan sonra tedavilere başladık yumurta takipleri aşılama derken tüp bebek aşamasına geldik. Sorun sebepsiz kısırlıktı.

     İlk mikro denememi  6. yılda yaptım, negatifle sonuçlandı .Yıkıldım adeta….
Zaman geçtikçe unuttum, bir yıl sonra ikinci yine negatif… 6 ay sonra üçüncü yine olmadı ….
Umutlar giderek tükeniyordu, bu arada evlat edinmeye başvurduk çok istekliydik, eşimde bende yaz tatili  gelip memlekete gidince kaynana darbesiyle karşılaştık ve sıramız geldiği halde sıradan çıktık .Çünkü eşimin ailesi istemiyordu mirasımız başkasına kalırdı çünkü bu olay beni eşimden ve ailesinden soğuttu. Tekrar tüp bebek denemeye karar verdik,  bu sefer çok embriyo için  ısrarlıydım ama giderek yumurtalarım azalıyordu,  bu arada yaşım 34 oldu.

     Tedaviye başladık  ama işler yolunda gitmiyordu yumurta sayım az  ve ara kanamalarım oluyordu.
Yumurta toplama günü geldi, 6 yumurta aldılar 5 tanesi iyi kalitede döllendi,  ısrarım yalvarmalarım üzerine istediğim sayıda transfer yapıldı, bir gece hiç kalkmadan yattım eşim her istediğimi ayağıma getiriyordu. 8. gün kanama başladı tamam bitti dedim ve kalkıp eşimle evi temizledik, gezmeye gittik .Ruhumda fırtınalar kopuyordu, çünkü  son demiştim artık,  çünkü vücudum dayanamıyordu.2 gün sonra baktım kanama kesildi eşimin ısrarı üzerine ilaçlara yeniden başladım, teste de zorla götürdü  o hep umutluydu  kan testini beklemeyip idrar testi aldık sonuç pozitiifffff

      Kan sonucu çıktı 342 ve hamileydimmm …..Dünyalar benim oldu, kese kalp atışı derken üçüzlerimiz olacağını öğrendik  .8 yıl sonra üçüz bebek hayal bile edemiyordum sevinçten hamilelik çok yolunda gidiyordu . 34 haftanın sonunda doğum yaptım kızlarım dünyaya geldiler ama kızlarımdan biri kalp hastasıymış, sadece bir gün yaşayıp melek olup, uçtu buruk bir sevinç acı ve sevinç bir arada oldu
Şimdi 2 yaşındalar…

     Dua ederken eksik dua etmeyin arkadaşlar, ben hep  olsun da ölsün, soranlara oldu diyeyim en azından derdim. Rabbim 3 verdi, birisini benim dualarım üzerine geri aldı.
Allah kimsenin yuvasını çocuksuz bırakmasın.
umut7480


Kaynak: http://www.cocukistiyorum.com

Doğmamış bebekten güldüren mektup :)


     Müstakbel anne ve baba,

     Bir anlık zevk uğruna beni dünyaya getirmekten siz her ne kadar mutlu gözükseniz de benim fikrimi almamış olmanız bana yaptığınız ilk terbiyesizlik.

     Gelmeme az bir süre kaldı. Sürekli benim için bir şeyler alıyorsunuz. Oysa ki ben kendi kıyafetlerimi kendim seçmek isterdim. Etti ikinci bir terbiyesizlik.

... fotoğraf makinesine benzeyen birseylerle beni izlediniz beni kız olarak bekliyorsunuz. Güç bela sakladığım pipimi çıktığımda nereye koyacaksınız merak ediyorum.

     Sevgili babacım, paraya kıyamayıp odamı kendin iğrenç bir şekilde boyadın. Yoruldun biliyorum ama şimdi o pembe boyayı kapatıp nasıl mavi yapacaksın onu da çok merak ediyorum. Annemin ismi koyacam diye annemle boşuna kavga ettiniz. Nasıl olsa ikinizin babasının da ismi golfettin artık onu koyarsınız bende ömür boyu sizden nefret ederim.

     Annecim sana gelince, sanki benim sana bir zararım varmış gibi yalandan binbir türlü naz yaptın çıkınca bunları birbir anlatacam pedere. Ama anlaşabiliriz tabi herseyin bir karşılığı var.

     Daha durun bu başlangıç. Neler yapacam size...

Not: Bebek arabasının kliması olsun bari...


Kaynak: http://ipekceumudayolculuk.blogspot.com/

5 Nisan 2012 Perşembe

Kablosuz bağlantılı bilgisayarlar sperm kalitesini düşürüyor!



Bilim adamlarının yeni araştırmaları, WiFi (Kablosuz bağlantı) kullanan dizüstü bilgisayarı, akıllı telefonve tablet bilgisayarların spermlere zarar verebileceği gerçeğini ortaya çıkardı.

Kısırlık alanında saygın dergilerden olan Fertility & Sterility dergisinde 2012 yılında yayınlanan çalışmaya göre, 29 sağlıklı erkekten alınan spermlerle yapılan testte; normalde 4 saat boyunca laboratuarda saklanan spermlerin yüzde 14′ünün öldüğü, yüzde 3′ünün DNA değişimine uğradığı gözlemlendi. Aynı test WiFi radyasyonu altında yapıldığında ise bu rakamların belirgin yükseldiği fark edildi. Radyasyon altında kalan spermlerin yüzde 25′i öldü, yüzde 9′u DNA hasarına uğradı.

Toplanan veriler doğrultusunda, erkek üreme organlarının yakınında kullanılan bir dizüstü bilgisayar varlığı, insan sperm kalitesini azaltabileceği şeklinde yorumlandı. Ayrıca DNA hasarı riskini artışı da olası bir bebeğin sağlık sorunları yaşamasına neden olabilir denildi.

Uzmanlar dışarı atılmış spermlerin birçok faktöre karşı hassas olduğunu çünkü vücut dışarısında diğer hücrelerin, ejakülasyondan önce depolandıkları yerdeki doku ve sıvılarının koruyuculuğuna sahip olmadıklarını söylemişlerdir. Dolayısıyla bir erkeğin WiFi bağlantılı bir dizüstü bilgisayarı kucağında dört saatten fazla kullanmasının spermlerini hasarlayacağına ve kısırlık oluşacağı sonucuna kesin olarak varamayız. Bunu tespit etmek için daha geniş epidemiyolojik çalışmalara ihtiyacımız vardır ve bunlar henüz yapılmış değildir.

Bu çalışma dizüstü bilgisayar kullanımının insan spermi üzerine olan etkisinin incelendiği ilk çalışmadır ve çalışma küçük bir örnek grubunda yapıldığından dolayı daha ileri araştırmalar mutlaka gereklidir.

Sonuçta çalışmacılar erkekleri dizüstü bilgisayar kullanım süresini dengelemeleri için dikkatli olmaları için uyarmıştır. Ayrıca biliyoruz ki dizüstü bilgisayarların alt kısımları ileri derecede sıcak olabilir ve bu testiküler ısı artışı zayıf sperm kalitesi açısından zaten bir risk faktörüdür’.



Kaynak : http://www.kisirlik.com.tr

Tanışma

Merhaba arkadaşlar !

Kişisel blog yazmaya başlamamın sebebi, sizlere daha samimi bilgiler vermek ve sıcak bir ortam oluşturmaktır.İnternette tüp bebek tedavisi, gebelik, kısırlık veya kadın hastalıkları ile ilgili binlerce yazı bulabilirsiniz. Ancak bu yazılar sizi ne kadar tatmin ediyor? Ne kadar samimi buluyorsunuz? Aklınıza takılan bir soru olduğunda soru sorabileceğiniz bir kişi yakınınızda mı? Hemen sizinle ilgilenebilecek mi?

İşte bu blogu açarken bu sorunları ortadan kaldırabilmeyi hedefledim. Sizlere daha samimi bilgiler vermeye, bilgilendirmeye, aydınlatmaya ve bazende güldürmeye çalışacağım.

Unutmayın yalnız değilsiniz !

Etrafımızdaki her 6 çiftten birinin yani %15 çiftin üremek için tıbbi desteğe ihtiyacı olduğu bilimsel istatistiki çalışmalarda gösterilmiştir. Yani henüz çocuk sahibi olamamış olmak sadece sizin başınızdaki bir durum değil. Çocuk sahibi olamamak sadece herkesin baş ağrısı, karın ağrısı gibi birbiri ile rahatça paylaştığı ve çare aradığı sağlık sorunu değil. Bu nedenle de pek çok çift ortak soruna rağmen bundan pek söz etmez ve sizde sadece bu sorun sizin başınızda gibi düşünüyor olabilirsiniz..

Oysa çözüm için tıbbi desteğe başvurmanız sizi mutlaka bir çözüme götürecektir. Yani paylaşmanız çok önemli. İhtiyaç duyduğunuzda ya da sormak istediğiniz bir şey olduğunda telefon yada elektronik ortamda beni arayınız.

Sevgiler.

Celalettin Örnek