22 Ağustos 2012 Çarşamba

Tüp Bebek Maliyet Riskinizi Paylaşın!



Tüp bebek tedavi maliyetinizi benimle paylaşın. Maliyet kimi zaman çiftlerimiz için büyük bir sorun olabiliyor. Bu da haliyle sıkıntı ve stres yapmanıza neden oluyor. Tüp bebek tedavinizin başarısız olma durumunda sizden sadece ilaç masraflarınızı talep ediyoruz.


Op.Dr. Celalettin Örnek
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Kalamış Tüp Bebek Merkezi

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Neden Tüp Bebek?

Bilindiği gibi kısırlık tedavileri içerisinde en çok tartışılan tedavi yöntemi tüp bebek tedavisidir.Genellikle kısırlık tedavisi gören çiftler,bir çok tedavi gördükten sonra,seçenekler tükendiği zaman tüp bebek tedavisine kara vermekte,daha önceki tedavilerin getirdiği moral kaybı,para kaybı ve zaman kaybı ile birlikte denemektedir.Kısırlığın bir çok sebebi olduğu gibi bir çok tedavi şekli olabilir.Önemli olan hekimin kısırlık sebebini doğru teşhis etmesi ve tedavi şekli belirlemesidir.Tüp bebek tedavisine başvuran çiftler genellikle ya açıklanamayan kısırlık yada ileri yaşa bağlı yumurtalık zayıflaması sebebi ile başvurmaktadır.Son çareymiş gibi görünmesine rağmen ilk başvurulması gereken tedavi şekli olması için bir çok neden vardır.Bu nedenlerin bazıları şöyledir:

  • Bilinen en başarılı kısırlık tedavisi olması 
  • Güvenilir bir tedavi şekli olması 
  • Daha kolay bir tedavi şekli olması
  • Sürekli gelişen teknoloji tüp bebek tedavisinde de bir çok gelişme yaşanmakta,bu gelişmeler sayesinde hem başarı oranı daha artmakta hemde maliyetleri düşmektedir.Ülkemizde tüp bebek tedavisine başvuran çiftler genellikle iki sebepten dolayı başvurmaktadır.

Açıklanamayan kısırlık :Kısırlığın nedeni belli is tedavisi kolaylaşır.Ama sebebi belli olmayan,bir kaç alternatif tedavi şekli deneyerek başarısız olan çiftler tüp bebek tedavisine yönelmektedir.Sperm sayısının azlığı veya tüplerin tıkalı olması,en sık görülen sebeplerdir.

Ertelenmiş annelik: Tüp bebek tedavisine başvuran diğer hasta profili ise iş hayatı ve kariyer önceliği sebebi ile çocuk sahibi olmayı erteleyen ve ileri yaşlarda çocuk sahibi olmaya çalışan hastalardır.^5 yaş sonrası yumurtalık rezervi hızla azalmakta ve çocuk sahibi olmak giderek zorlaşmaktadır.İlk bakışta maliyetli gibi görünse de tüp bebek tedavisi diğer tedavi seçeneklerinden hem daha güvenli hem daha başarılıdır.

Özellikle mikroenjeksiyon yöntemi ve tek embryo transferi sayesinde tedavinin en büyük risklerinden biri olan çoğul gebelik riski büyük oranda ortadan kalkmaktadır.


6 Haziran 2012 Çarşamba

Tüp Bebek Umut Saçıyor


Çocuk sahibi olamamak her çift için ciddi boyutlara ulaşabilecek sorunlar doğurabilir.Hatta bazı ailelerde boşanmaya dahi varabilir.Üreme iç güdüsü çok baskın bir duygudur ve her insan anne veya baba olmak ister.Ama bazen her şey istediğimiz gibi gitmeyebilir ve çeşitli sağlık sebeplerinden dolayı bu hayal gerçekleşmeyebilir.Bu nadiren görülen bir durumun aksine çok sık görülebilen bir durumdur.Böyle bir sorun karşısında bireyler tedavi olmak yerine içlerine kapanıp hastalıktan kaçmaya,ve hem kendisine hemde eşine zarar vermektedir.


Tedavi gören çiftlerin çoğu bir çok alternatif tedavi yöntemi denemekte kimi zaman başarılı kimi zamansa başarısız olabilmektedir.İşini şansa bırakmak istemeyen çiftlerin yöneldiği tedavi biçimi tüp bebek tedavisidir.Tüp bebek tedavisi bilinenin aksine kısırlık tedavi yöntemlerinin içerisinde başarı şansı en yüksek olanıdır.Gelişen teknoloji ve yeni geliştirilen yöntemler sayesinde başarı oranları neredeyse % 70 lere varmıştır.


Kadın doğum uzmanı Op.Dr.Celalettin Örnek tarafından kurulan tüp bebek ailesi ,tüp bebek tedavisi hakkında bireyleri bilinçlendirmek,geniş bililer sunmak ve kısırlığın kaderiniz olmadığını anlatmak için kurulmuş internet sitesidir.Tedavi hakkında bilgi sahibi olmak isteyen bütün çiftler tüp bebek ailesi aracılığıyla tedavinin bütün ayrıntılarını,aşamalarını ,maliyetlerini ve sürecin nasıl işlediğini öğrenebilir ve Celalettin Örnek ile hem online hemde telefonlaşarak iletişime geçebilir.Tüp bebek tedavisi gören bir çok insan yaşadığı sancılı dönemi,hangi tedavileri deneyip daha sonra tüp bebek tedavisine karar verdiğini ve yaşadıklarını paylaşıyor ve diğer çiftle tedavi günlerini anlatıyor.Sizinde benzer bir deneyiminiz olduysa tüp bebek ailesiyle paylaşabilirsiniz.


Çoğu insan kısırlığın ne olduğunu ve hangi belirtilerinin olduğunu bilmemektedir.Kısırlığın bilinenin aksine bir çok sebebi olabilir ve hatta günlük yaşamınızdaki bir çok olağan aktiviteniz kısırlık sebebi olabilir.Önemliolan kısırlığın nedeni kadar teşhisin doğruluğudur.Eğer hekiminiz teşhisi ne kadar ne kadar doğru koyabilirse baaşarı şansıda o kadar yükselir.Kısırlık nedenlerinin neler olduğunu ve hangi davranışların veya yaşam şekillerinin kısırlığa neden olduğun tüp bebek ailesinden öğrenebilirsiniz.


Öncelikle kısırlık hastalığı karşısında yalnız olmadığınızı bilmeniz gerek.Tüp bebek ailesi kısırlık tedavisi ve tüp bebek tedavisi konusunda her zaman size doğru bilgiler vermeye çalışarak en doğru kararı vermenize yardımcı olamaya devam edecektir.Tedaviye karar ermeniz halinde Op.Dr. Celalettin Örnek’ten randevu alabilir ve çocuk sahibi olma yolundaki ilk adımınızı atabilirsiniz.Kısa zamanda anne baba olmanız dileğiyle….




30 Mayıs 2012 Çarşamba

Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu’nun açıklaması:


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programının uygulanmasına ilişkin 2012 Uluslararası Parlamenterler Konferansı’nın kapanış konuşmasında “Sezaryen ile doğuma karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum” ifadesi ile ilgili Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu’nun açıklaması:



KADINLAR DEVLETE DEĞİL, KENDİLERİNE AİTTİR
KÜRTAJ HAKKI KADINLARIN YAŞAM HAKKIDIR!


AKP’nin kadın düşmanlığı politikalarının son göstergesi, kürtaj hakkının budanması girişimi olarak somutlandı.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı'nın uygulanmasına ilişkin 2012 Uluslararası Parlamenterler Konferansı kapanış oturumunda yaptığı konuşmada “Sezaryenle doğuma karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum” dedi. Bununla da yetinmeyerek, “Sezeryan ve kürtaja karşıyım. Bunu söylediğimde bana karşı çıkan basın mensupları, yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz! Ben de diyorum ki, her kürtaj bir Uludere’dir!” diye buyurdu.


Kadınların kaç çocuk doğuracaklarını, nasıl doğuracaklarını belirlemeye kadar varmış olan baskılar, kadın mücadelesinin tüm kazanımlarına uzanacak gibi görünmektedir. Bu açıklama; “en az üç çocuk doğurun, o da yetmez beş çocuk” çağrısıyla kadınları eve kapatmaya yönelik dayatmanın, gerekirse kürtaj yasağı ile ve zor yoluyla uygulanmak istediğinin de göstergesidir.


Failleri hala bulunmamış olan Uludere ile kürtaj arasında benzerlik kurulması, hem Uludere’de yakınlarını kaybetmiş olanların üzüntüsüne aldırmamak, hem de hedef saptırmak anlamını taşımaktadır. Bu iki durum arasında fark görememek mümkün değildir.


Kadınlarla erkeklerin eşit olmadığına inanan, bunu her fırsatta dile getiren iktidarın amacı, kadınları aile içinde ikincil konuma hapsetmek, sermayeye ucuz, güvencesiz işgücü oluşturmak, boğaz tokluğuna çalışacak binlerce işsiz yaratmaktır. Gereğinde savaşa sürülecek askerler olarak hazırlanacak işsizler ordusunun iyi bir eğitim sistemine ihtiyacı olmayacağı, eğitim sistemindeki değişikliklerle ortaya konmuştur.


Tüm dünyada nüfus politikaları ataerkil kapitalist sistemin ihtiyaçlarına uygun biçimde kadın bedenleri üzerinden, kadın cinselliği ve doğurganlığı denetlenerek sürdürülür. Tarih boyunca erkek egemenliğinin tahakküm nesnesi kadın bedeni olmuştur. Kadınların doğurganlıklarını kontrol altına almak, ailede her zaman cinsiyetçi iş bölümü, hiyerarşi ve baskıyı gerekli kılmıştır. Kadınların ev içinde harcadıkları karşılıksız emek, hem erkek egemenliği, hem sermaye açısından gerekli olduğu kadar, doğurganlıklarının kontrolü de nüfus politikalarının vazgeçilmez aracıdır. Nüfusu azaltma veya arttırma politikaları kürtajın yasal olması ya da kısıtlanması politikalarıyla paralellik taşımaktadır.
Uluslararası hukukta tanınmış tüm haklar, kişinin tam ve sağlıklı olarak dünyaya gelmesi ile başlar. Kadınların kendi varlıklarını koruma ve özgürce sürdürme hakkı, potansiyel (henüz oluşmamış) haklara göre daha üstündür.
Kürtaj hakkı; kadınların kendi bedenleri ve doğurganlıkları üzerinde söz sahibi olmasının ayrılmaz bir parçasıdır.


Gebelikte ve doğumda bedensel riskleri üstlenenler, doğumla birlikte hayatları sonsuza dek değişecek olan kadınlardır. Hamileliğin bedenlerinde sürmesi bir yana, çocuk bakımı da cinsiyetçi iş bölümü gereği karşılıksız bir görev olarak kadınlara verilmiş durumdadır.


Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığın bir hak olmaktan çıkarılıp ücret karşılığı elde edildiği, bireysel bir sorumluluğa dönüştürüldüğü ülkemizde, kadınların sağlık, iş, barınma güvencelerinin yetersizliğini görmezden gelerek kürtaj hakkına kısıtlama getirilmesi hem kadınların, hem bebeğin sağlığını ve geleceğini ataerkil kapitalizmin çıkarları için feda etmek demektir.


Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yapılan düzenlemeler, kadınların gebeliği önleme hizmetlerine ulaşmasını ve kürtaj hakkından yararlanmasını güçleştirmektedir. Daha önce bu hizmetlerin verildiği AÇSAP (Aile ve Çocuk Sağlığı Poliklinikleri) ve TSM (Toplum Sağlığı Merkezleri) sayıca azaltılmıştır. Sağlığın ticarileştirilmesi sonucu hastanelerdeki aile planlaması hizmetleri ücretli hale getirilmiştir. Birçok devlet hastanesi ve hatta özel hastanede “isteğe bağlı kürtaj” yasal olduğu halde yapılmamaktadır.


Kürtajın yasal süresi, pek çok ülkede 12 hafta iken Türkiye’de 10 haftadır. Ne var ki, sağlık kuruluşları fiili olarak kürtajı sekiz haftaya kadar yapmakta ve yasal hak açıkça devletin sağlık hizmetleri kanalı ile ihlal edilmektedir. Uzun süredir fiilen yürürlükte olan kürtaj hakkı gaspının, önümüzdeki süreçte bir yasaklamaya dönüşmesinden endişe duymaktayız.


Sezaryen ise bir doğum yöntemidir. Doğumun ne yolla yapılacağı annenin ve çocuğun sağlığı göz önünde tutularak planlanır. Bu konuda devletin müdahalesi abesle iştigaldir. Başbakanın değerlendirmesi ise bilimsel olmaktan uzaktır.


Bugün dünyada her yıl yaklaşık 46 milyon kürtaj yapıldığı, bunun yarısının yasal olamayan kürtajlar olduğunu, bunların üçte ikisinin ise uygun olmayan koşullarda yapıldığını biliyoruz. Gebeliğe bağlı ölüm oranlarında güvensiz koşullarda yapılan kürtajın etkisi ilk sıradadır.
Suç olan kürtaj değil, kadınların hayatlarını riske atacak tehlikelere zorlamaktır.


Kürtaja sınırlama getirmek, erkek egemenliğinin, AKP’nin muhafazakar politikaları yoluyla ev içinde kadın emeği üzerindeki baskıları arttıracağını, kadınların emeklerine el konmasının yanında, bedenlerine de el konarak kadın düşmanlığını katmerlendireceğini göstermektedir.
Kürtaj hakkı erkeğin /devletin kadın bedeni üzerindeki vesayetinin kaldırılması hakkıdır.


Doğum kontrol yöntemleri pahalıdır, ucuz yöntemler ise, kadınların sağlık hakkını ve yaşama hakkını riske atmaktadır. Bu nedenle, daha yüksek standartlarda doğum kontrol yöntemlerine tüm kadınların ücretsiz ve kolay erişimi sağlanmalıdır.


Kürtajın yasal bir hak, bir seçim özgürlüğü olarak savunulması kadar, sosyal bir hak olarak savunulması da yaşamsaldır. Çünkü kadınlar için özgür, ücretsiz, ulaşılabilir, yasal bir kürtaj hakkı aynı zamanda yaşam hakkıdır. Kadınlar devlete değil, kendilerine aittir!


TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
KADIN HEKİMLİK VE KADIN SAĞLIĞI KOLU




17 Mayıs 2012 Perşembe

Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme

Normal yollardan bebek sahibi olamadıysanız ve tedaviye karar vermişseniz, öncelikle tedavinin sadece ilaçlardan ibaret olmadığını bilmelisiniz. Tüp bebek tedavisi gören çiftlerin öncelikle beslenme ve yaşam şartlarında belli değişiklikler yapması gerekmektedir. Tüp bebek tedavisinde başarı şansının artması için erkeklerden daha fazla kadınların beslenme şekillerinde ciddi değişiklik yapması gerekir.Kilo fazlalığı veya azlığı gibi faktörler hem normal gebeliği hem tüp bebek tedavisinin başarı şansını büyük oranda etkiler. Beslenme şekli tedavi gören çiftlerin durumuna göre ufak tefek farklılıklar gösterebilir ama genel çerçeve aynıdır. Peki tüp bebek tedavisi esnasında  beslenmemize nasıl dikkat etmeliyiz;

  • Tüp Bebek tedavisi olmaya karar vermişseniz ilk yapacağınız şey sigara içiyorsanız bırakmaktır.Sadece bırakmakla kalmayıp içilen ortamlarda bulunmamaya gayret edin.
  •  Sağlıklı bir gebelik için öncelikle ideal bir kiloda olmanız gerekir çok kilolu veya çok zayıfsanız başarı şansı oldukça düşer.
  • Protein ,mineral ve omega3 bakımından en zengin olan besin balıktır. haftada en az üç kez balık yemek başarı şansınıza katkıda bulunur.
  • Su,su,su, tedavi öncesi ve sonrası mutlaka günde ortalama  2- 3 litre su içmelisiniz.Yalnız su tüketimini sadece su içerek yapmalısınız.Yapılan en büyük hata suyu başka sıvılar ile almaya çalışmaktır.Çay veya meyve suyu gibi sıvılar, içilen suyun yerine geçmez.
  • Günlük tükettiğimiz sebzeleri çiğ yemek yerine mutlaka haşlayarak yemelisiniz ayrıca yağda kızartılmış gıdalar yerine yine haşlanmış gıdalar yemeye özen göstermelisiniz.
  • C vitamini bakımından zengin besinler tüketmek vücudun direncini artıracaktır. Bu yüzden c vitamini bulunan meyve ve sebzeleri mutlaka günlük tüketin.Kivi,portakal,limon,yeşil biber,greyfurt c vitamini bakımından oldukça yüksek besinlerdir.
  • Nohut,fasulye,barbunya gibi kuru baklagilleri haftada üç gün yemeye çalışın
  • Fındık ve badem,zengin  potasyum içeren besinlerdir.Günlük belli bir miktar ,mesela 10-12 kadar yemenizi öneririm.Ama fazla tüketimi fayfa sağlamaz ölçülü olmanızda yarar var.
  • Folik asit almak gebelik öncesi ve esnasında oldukça önemlidir.Folik asit kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur ve gebelik şansını oldukça artırır.
  • Eğer yapabiliyorsanız günde 45 dakika tempolu bir şekilde yürüyüş yapın.Yapamıyorsanız haftada üç kez yürümeye gayret edin.
  • Kafein den uzak durun.Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek yemeye çalışın.Süt yoğurt gibi kalsiyum ve protein bakımından zengin besinleri tüketin.Eğer imkanınız varsa yoğurdunuzu evinizde  yapmanız en sağlıklısıdır.
Tedaviye başladığınızda hekiminiz ,sağlık durumunuza ve önceki hikayenize bakarak bir diyet programı verecektir.Hekiminizin verdiği tavsiyelere uymanız , sağlıklı bir gebeliğe doğru gitmenizdeki en sağlam adımdır.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Gebe kalma şansınızı artırın !


Sağlıklı yiyin
Dengeli bir diyet vücudunuzun gebe kalabilmek ve bir bebeği besleyebilmek için yeterince sağlıklı  olmasını garantiye alır.
Sağlıklı bir diyet ayrıca sperm sayısını uygun düzeylerde tutmaya yardımcı olur. Normalden az yada normalden fazla kilolu olmanız gebe kalma şansınızı düşürür, bu nedenle diyetinizde uygun değişiklikleri yapmak yine şansınızı arttırmaya yardımcı olur. Ayrıca bebek sahibi olmak isteyen hanımların bebeklerinde spina bifida gibi durumların gelişmesini önlemek için günde 400 mg folik asit almaları önerilmektedir.
Düzenli Egzersiz Yapın 
Günde yaklaşık otuz dakika düzenli, orta derece egzersiz sağlığımızı ve kilomuzu uygun sınırlarda tutar. Ayrıca vücudun “mutluluk hormonları” olan endorfin düzeylerini arttırır buda stresi azaltır. Bazı hastalar gevşeme teknikleri veya destek tedavilerinin gevşemelerine yardımcı olduğunu ifade etmektedirler.
Alkol Alımına Dikkat Edin
Alkol hem doğurganlığı hem de sperm kalitesini olumsuz yönde etkilerken kilo problemlerine de neden olur. Bu nedenle alkol alımını sorumlu düzeylerde tutmaya çalışmanızda yarar vardır, bu düzey kadınlar için günde iki-üç ünite, erkekler için üç-dört ünitedir.
Ayrıca fazlaca alkol alınan günlerden sonra birkaç gün hiç alkol almamak önerilir.
 İlaçlar
Bazı reçeteli ilaçlar gebe kalma şansınızı azaltır. Bu nedenle gebe kalmaya çalıştığınız dönemde doktorunuzla ilaç dışı alternatiflerinizin olup olamayacağını konuşunuz. İllegal ilaçlar hiçbir şekilde kullanılmamalıdır.
 Sigarayı  Bırakın
Sigaranın kadınlarda gebe kalmada sorunlar ve erken menopozla, erkeklerde de sperm sorunlarıyla ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Yine erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebeklere neden olduğu gösterilmiştir.
Sigarayı bırakmak hem gebe kalma hem de sağlıklı bir bebek doğurma şansınızı  arttırır.

Tüp bebek tedavisi uygulanmadan önce hangi testler yapılıyor?


Tüp bebek tedavisine başlamadan önce kadınların hormonel durumunu gösteren ve böylece tüp bebek tedavisinin başlanmasında çok önemli bilgiler verecek olan hormonel tehtiklerin yapılması gereklidir. Bunlardan sonra belki de rahim içerisinin düzgünlüğünü, tüplerde geçişin olup olmadığını yada tüplerin durumunu gösteren bilgiler elde edilerek tedavi edilebilirlik kolaylıkla ölçümlenebilmektedir.
Erkekler için ise spermiogram adı verilen tehtikle, spermlerin sayıları, canlılıkları, hareketlilikleri ve yapıları ile ilgili bilgileri edinmek mümkündür. Ayrıca hem erkek hem kadın için selolojik yani kan alınmasıyla yapılacak testler ile hastalık hakkında bir fikir edinilmesi mümkün olabilmektedir Böylece bu testlerden geçen hastalar  tüp bebek  tedavisi için ilaç kullanma aşamasına geçebilirler.
Tüp bebek tedavisi sırasında hangi ilaçlar kullanılıyor?
Tüp bebek tedavisi sırasında kullanılan ilaçlar,  kloro topinler adını verdiğimiz beynimizden salgılanan hormonları taklit eden ilaçlar şeklindedir. Bu ilaçların en önemli özelliği, yumurtalıklar üzerine yaptıkları etki ile fazla sayıda folikül oluşmasını sağlamak ve tüp bebekte kullanılacak yumurta şansını artırmaktır. Bu amaçla kullanılan kloro topinlerin uygulama biçimi genellikle enjeksiyon şeklindedir.
Bir diğer tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaç türü ise, beynimizden salgılanan hormonları basgılamak amacı ile ve bu şekilde de hormonların tedavi sürecini etkilememesi amacı ile kullanılan hipofiz bezi adonisleridir. Bu ilaçlar kontrolün beyinden değil uygulayıcının elinde olmasını sağlamak amacı ile kullanılır.
Kullanılan ilaçların ardından tüp bebek te tedavi süreci başlıyor.
Tüp bebek tedavisi süreci nasıl işliyor?
Tüp bebek te tedavi süreci, hastaya tedavinin başlayacağına karar verilmesi ve hangi protokol uygulanacağının belirlenmesi ile başlar.  Bu aşamada belirlenecek protokole göre de zamanlama değişebilir. Öncelikle aktif tedavi dönemi dediğimiz adetin 2. yada 3. günü başlayan aktif tedavi döneminden önce başlayan protokollerde 10 gün önceden yapılan ultrasonik değerlendirme de herhangi bir tedaviye engel durumun belirlenmemesi halinde tedavi başlar ve aktif tedavi dönemine kadar kullanılan iğnelerle devam eder.
Daha sonra aktif tedavi döneminde yaklaşık 8-12 gün süresince uygulanan donato tropin adı verilen ve yumurtalıkları uyaran iğneler vasıtası ile süreç devam eder. Bu zaman içerisinde  yumurtanın büyümesi gözlemlenir ve istenilen büyüklüğe geldiğinde, yumurta toplama planlanır. Planlanan yumurta toplamanın gerçekleştirilmesinden sonra aynı gün eşten alınan spermlerle yumurtaların birleşmesi laboratuvar ortamında sağlanır ve ertesi gün döllenip döllenmediği kontrol edilir. Döllenen yumurtalar embryo olarak adlandırılır. Bu embryolar laboratuvar ortamında izlenerek en sağlıklı olanlar alınır ve transfer işlemi denilen yöntemle anne rahim içerisine yerleştirilir. Bu aşamadan sonra 10-12 gün gebelik testine kadar başka bir işlem uygulanmaz.

17 Nisan 2012 Salı

Tüp Bebek Başarı Hikayesi


Tüp Bebekte Savaşı Kazananlar Anlattı

GERÇEK MUCİZE

'' Merhaba,

1998 yılında evlendim, ilk yıl çocuk sahibi olmak istemedim. Bir yıl hiç korunmadan hamile kalınmazsa tedaviye başlandığını biliyordum, zaten 1999 Marmara depremi olmuştu düzenimizi kurmaya çalışıyorduk, bu dönemde doktora gitmedim böylece iki yıl geçti. Hamilelik olmayınca doktora gitmeye karar verdim. Gittiğim doktor bana iki yumurtalığımda da çikolata kistleri olduğunu, bu durumda hamileye kalamayacağımı hemen ameliyat olmam gerektiğini söyledi.Kistlerin çok büyük olduğunu yumurtalıklarımı sarmışsa temizlenemeyeceğini bu durumda yumurtalıklarımın da alınabileceğini söyledi.

Henüz 27 yaşındaydım ve çok üzüldüm, moralim bozuldu. Ancak çevremden başka doktorlara üniversite hastanelerine gitmemi önerdiler. Ben de bunun üzerine başka doktorlara gittim. Onlar beni rahatlattılar sadece kistlerin alınabileceğini söylediler böylece İstanbul’da özel bir hastanede ameliyat oldum. Doktorum bana sol tarafımda yapışıklık olduğunu ama sağda herhangi bir sorun bulunmadığını hamile kalabileceğimi söyledi. Böylece bir yılda daha bekledim ama olmadı. Eşim sperm testi yaptırdı ve normalden düşük ve hareketi az çıktı. Sol yumurtalığında varikosel tespit edildi ve O da ameliyat oldu. Bu süreçte bir yılda geçti. Yine hamilelik olmayınca doktorum rahim filmi çektirdi iki tüpte açık çıktı bu arada prolaktin hormonum yüksek çıktı onunla ilgili tedavi gördüm. 2002 yılında bir kez aşılama denedim tutmadı. Bu arada sol yumurtalığımda tekrar küçük bir kist oluştu küçülmesi için doğum kontrol hapı kullandım. Sonra bir den sürekli doktora gitmekten sıkıldığımı fark ettim. İki yıl tedaviyi bıraktım.

Devlet ilaçları karşılamaya başladığı dönemde 2005 yılında tüp bebek tedavisi için üniversite hastanesine başvurdum. Bana tekrar rahim filmi çektiler tüplerim yine açık çıktı. 2 kez daha aşılma yapmaya karar verdiler tutmazsa tüp bebek olur dediler. Ama sorun çıkarmaması için önce sol tarafımdaki kisti laparoskopi ameliyatı ile alınması gerekli denildi. 2005 Kasım ayında tekrar ameliyat oldum bu ameliyat sırasında tüplerin açık olup olmadığına tekrar bakılmış ve iki tüpte de geçiş bulunmadığı tespit edilmiş bu nedenle aşılama yapmaya gerek yok direkt tüp bebek tedavisi gerekli denildi.

2006 yılında kistlerin oluşmaması için 3 ay kadar tedavi gördükten sonra tüp bebek merkezlerini araştırmaya karar verdim. Çok fazla merkez ve farklı fiyatlar vardı. İyi bir merkezde tedavi olmak istiyordum ekonomik olarak çok fazla deneme şansım yoktu. Uzun bir süre misafir olarak internet sitenizi ziyaret etmiştim. Daha sonra sitenize üye olmaya karar verdim. 2006 yılında İzmit’te düzenlediğiniz toplantıya katılarak bilgi almıştım Zaten uzun zamandan beri tüp bebek ile ilgili araştırmalar yapmaktaydım. Derken 2007 yılı Ocak ayında Derneğinizden telefon geldi ve üyelerinize indirimli tedavi olanağı anlatıldı. Bende kabul ederek Şubat ayının son günlerinde bana alınan randevuya eşimle beraber gittim. Önceki hormon tahlillerime bakıldı bu arada yaşım 35 oldu. Bana % 50 şansım olduğu hormon ve rahim durumumun çok iyi düzeyde olduğu söylendi. Ben de sevindim ve bana yazılan ilaçları almak için üniversite hastanesine gitmeye karar verdim.

Ancak bir mucize oldu ve Mart ayında kendiliğinden hamile kaldığımı öğrendim bir mucize de ultrasona girdiğimde oldu ikiz hamile kaldığım söylendi hayatımın en güzel günüydü. Ben, eşim, ailem, çevrem inanamadık. Allah’a şükürler olsun. 15 Kasım 2007’de doğdular. Hayatımın en güzel ikinci günüydü. itmek Şuan 8 aylık kızlarım var. Hamilelik döneminde hiç sorun yaşamadım. Normal zamanlarında doğdular biri 2900 diğeri 2800 olarak. Uzun yıllardan ve tedavilerden sonra kendiliğinden hamile kalanların hikayelerini çok duymuştum ama ikiz olanı hiç duymadım. Benim hikayem bu inanılır gibi değil ama gerçek. Doktorum bu duruma tüplerin o zaman kapalıydı ama demek ki açılmış diyebildi. Başka ne denir ki………..MUCİZE

Allah herkese evlat sahibi olmayı nasip etsin. ''

Sevgiler
A. KARSLI

Kaynak: http://www.cocukistiyorum.com


15 Nisan 2012 Pazar

Yeni Tüp Bebek Yöntemiyle Sakat Doğumlara Son!!



Kromozomları taramadan geçirerek genetik kusurlu ihtimallerini eleyerek sağlıklı çocuk sahibi olmayı sağlayan sistem Türkiye’de.






     Hatalı kromozom taşıdığı için düşük yapma ihtimali yüksek olan anne adayları için umut olan bu yeni yöntem ile tüp bebek işlemini iyileştirme şansına sahip olduklarını belirten Eurofertil Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, “24sure adıyla anılan bu teknikle 12 saat içinde sonuç alıyoruz. Döllenmiş yumurtaya zarar vermeden aldığımız tek bir hücreden kromozomları inceleyerek genetik kusuru bulunan, düşük olacak veya sakat doğacak bebeklerin ana rahmine yerleştirmeden tespit edebiliyoruz” dedi.

     Büyük umutlarla başvurdukları tüp bebek merkezlerinde başarısızlıkla karşılaşan anne adayları için yeni bir umut ışığı doğdu. Cambridge’de geliştirilen 24 Sure tekniğini kliniklerinde uygulanmaya başlamasıyla birlikte hastalarda gebelik şansını arttırdıklarını açıklayan Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Hakan Özörnek, “Hatalı kromozom taşıdığı için düşük yapması kaçınılmaz olan gebelikleri bu yöntem ile önceden ayıklayabiliyoruz. Döllenmiş yumurtaya zarar vermeden aldığımız tek bir hücrede insanda bulunan tüm 46 kromozomu inceliyoruz. Bu inceleme sonucunda genetik kusuru bulunan, sakat doğacak veya düşük olacak bebekleri ana rahmine yerleştirmeden tespit edip anne adaylarının tüp bebek şanslarını arttırıyoruz” dedi.

EN SAĞLIKLI EMBRİYO SEÇİLİYOR

     Kromozom sayılarında oluşan anormalliklerin sürekli tekrarlayan tüp bebek başarızılıklarına ve düşüklere yol açtığı gürülüyor. Gebelikle sonuçlanmayan tüp bebek uygulamalarında ise sorunun %89 oranında kromozom sayı bozukluklarına bağlı olarak geliştiği görülüyor. Uygulanan bu yeni yöntemle tüm kromozom analizi yapılarak insanda bulunan 46 kromozomun tamamının sayısal olarak normal olup olmadığının kontrol edildiğinin altını çizen Dr. Özörnek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu inceleme sayesinde en doğru embriyoyu seçerek bir taraftan gebelik oranlarını arttırırken diğer taraftan düşük riskini azaltıyoruz. Şu anda dünyada belli ülkelerde uygulanabilen bu yöntemi Türkiye’de uyguluyor olmaktan dolayı büyük sevinç yaşıyoruz. Gebelik ümidiyle merkezimize başvuran anne adaylarımız için yeni bir umut ışığı olan bu yöntem ile bize başvuran çok sayıda hastamızın çocuk sahibi olmasını sağlıyoruz.“

Kaynak : http://www.mehtap.ca


İlk Tüp Bebek 34 Yaşında

LONDRA - Üreme tedavilerinde çığır açan tüp bebek yönteminin ilk ‘ürünü’ Louise Brown’ın doğumuyla dünyanın her yerinden milyonlarca kısır çifte tüp bebek veya deneme tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olmanın kapılarını açılmıştı. Dünyanın ilk tüp bebeği olan Louise Brown 34 yaşında.

Louise Joy Brown, 25 Temmuz 1978’de İngiltere’de dünyaya geldiğinde 2,61 kilo ağırlındaydı. Ebeveynleri Lesley ve John Brown dokuz yıl boyunca çocuk sahibi olmaya çalışsada Lesley Brown’ın kısır olması nedeniyle başarılı olamamışlardı. Cambridge Üniversitesi’nde fizyolog Robert Edwards ve jinekolog Patrick Steptoe’nun araştırmasını duymaları çift için dönüm noktası oldu ve doğurganlık tedavisi için iki bilim adamıyla anlaşma imzaladılar.

Çiftin yumurta ve spermlerinden laboratuvar ortamında döllenmiş embriyon üreten araştırmacılar sonra bunu Lesley Brown’ın dölyatağına yerleştirdi.



Tüm diğer çocuklar kadar nomal bir çocukluk geçirdiğini söyleyen Brown’ın kendinden dört yaş küçük kız kardeşi Natalie de dünyada tüp bebek yöntemiyle doğan kırkıncı kişi.

Natalie Brown 1999’da doğal yollardan dünyaya getirdiği çocuğu ile dünyada anne olan ilk tüp bebek oldu. Louise Brown’ın oğlu Cameron da 2006’da doğal yollarla doğdu. İlk tüp bebek olması konusundaki utangaçlığına rağmen Brown, doğumuna yardım eden Robert Edwards’la yakın bağlantıyı koparmadı. Brown, düğününe de gelen Edwards’ı büyükbabası gibi görüyor. Edwards’ın meslektaşı Steptoe 1988’de hayatını kaybetti. Edwards ve Brown en son, yöntemin 30. yıl kutlamasına bir araya geldi. Seremoninin gerçekleştiği Bourn Hall Kliniği, Edward ve Steptoe tarafından kurulmuştu.

Tüp bebek yöntemiyle 30 yılda üç milyondan fazla çocuk doğdu. Türkiye’de de her yıl yaklaşık 40 bin tüp bebek uygulaması yapılıyor, bunların yüzde 15’i olumlu sonuçlanıyor.


Kaynak: www.ntvmsnbc.com


12 Nisan 2012 Perşembe

Sizlerden Gelen Sorular ve Cevapları

Soru: Yumurtlama günlerinde ağrı olmasının başlıca nedenleri nelerdir?
Cevap: Bunun nedeni premenstrül sendrom denilen ve muhtemelen hormon düzeyindeki dalgalanmalara bağlı uterus yani rahim kasılmaları ve kramplar tabii endometriozis gibi hastalık nedenleri de olabilir?

Soru: Mikrodan dış gebelik yaşadım sol tüp laparoskopiyle açıldı ve embriyo alındı. o tüpün fonksiyonu nasıldır sizce , işlev görür mü? Yine denediğimizde dış gebelik olmasından korkuyorum ne dersiniz . gene böyle bir durumla karşılaşabilir miyim?
Cevap: Cerrahi uygulanan tüplerde yapışıklık olma olasılığı çok yüksek dolayısı ile pek o tüpten fayda ummak doğru değil. Evet tekrar denemede de bu şans olabilir tekrarlayan durumlarda tüplerin çıkarılması da düşünülebilir.

Soru: İlk mıcrom da 7 haftalıkken boş kese tesbit edildi kürtaş yapıldı sonrasında az az aknamalarla artan kanamalar yaşadım de acile gittiğimde dış gebelik yaşadığım söylendi beta 1700 çıktı sol tüp alındı benim merak ettiğim 7. haftada kürtaş yapılırken dış gebelik anlaşılamaz mıydı? ve 7. hafta kürtaş için erken midir? bir sitede okuduğum kadarıyla biraz daha beklenmesi gerektiği yazıyordu bebeğin keseye gelebilme ihtimali olabiliyormuş ne kadar doğrudur bilemiyorum tabi ve tek tüp ile hamile kalma şansım nedir acaba? bu olayı 2 ay önce yaşadım sonrada yoğunluğumdan dolayı konturele gitmedim gitmek şart mıdır? kafamda sorular oldu ben bunları 1 hata içinde üst üste yaşamam normal miydi?
Cevap: Doğrusu tek tüple gebe kalma şansı tabii ki var iki tüpe göre daha az ama var. boş keseye embryonun inmesi söz konusu olamazdı muhtemelen yerleştirilen embryolardan birisi dış gebeliğe diğeri rahim içindeki boş gebeliğe yol açmıştır.

Soru: Spermde hareket ve canlılık yok.. cartegener sendromu var..canlılık da azda olsa değişmeler var.hareketlilik için sizin önerebildiğiniz bir şey var mı ? mikro denedik olumsuz oldu sonuç..gonal-f profasi en son kullandığım ilaç femera 2.5mg
Cevap: Erkekte infertilitesinin hormonlara bağlı bazı nedenleri dışında ilaç tedavisinden sonuç beklemek pek doğru olmaz tekrar micro denemenizi öneririm.

Soru: Kapalı tüp tarafındaki yumurtalık o ay üretim yaptığında diğer açık tüpe geçme olasılığı var mıdır?
Cevap: Evet vardır yani kapalı tüp tarafında ki yumurta ilavede gebe kalınabilir.

Soru: Micro ile 6 haftalık gebeyim fakat henüz ultrason yapılmadı (yurtdışında yaşıyorum)ocak 20 de yapılacak ve ben gebeliğe dair hiçbir şey hissetmiyorum.. Benim son 2 gündür kalp çarpıntılarım var bunlar normal mi ..hashimato tiroidimden mi kaynaklanır mı?
Cevap: Çarpıntıların tiroiditle ilgili olabileceği gibi gebelik anksiyetesi ve volüm artışı ile de ilgili olabilir.

Soru: Almanya'dan katılıyorum, 8 yıl tüp bebek denedim, doğal kızıma hamile kaldım. 4 yıldır, mikro denedim sonuç yok. 1 yıl önce mikro denedim yumurtalığım spermi döllememiş? neden bilemiyorum 3 aydır 10 güne bir adet görmeye başladım, memelerim acıyor -ateş gibi yanıyor ve yumurtalıklarım beni rahatsız ettiğini hissediyorum. Sol yumurtalığım tıkandığını laparko, ile açılması gerektiğini söyledi doktorum.. İstanbul'a gelip tüp bebek denemek istiyorum sizce olumlu bir davranış midir? Bebek yapabilecek şansım var midir ?
Cevap: Tüp bebek deneyebilirsiniz bunu Almanya'da ya da Türkiye'de yapmanızın çok farkı olmaz öncelikle yumurtalık rezervinizi gösteren laboratuar bulgularını ve sperm tetkikini görerek tedavinin sonuçları üzerine konuşma doğru olur.

Soru: 36 haftalık gebeyim.. özellikle sağ ayağım çok şişiyor, nedeni nedir? bir de bu haftalarda illa ki sola dönük yatmak gerekli midir?
Cevap: Şişliğin nedeni venöz yani kalbe ger dönen kan ve lenf yollarında büyüyen karın hacmine bağlı sıkışmalar . sol tarafa dönerek yatılmasını istemenin nedeni renal yani böbreğe giden kan akımını rahatlatmak çünkü bu damar bebeğin beslenmesi açısından önemli.

Soru: Endometriozis hastalıkları nedir acaba? bunun nedeni de olabilir demiştiniz yumurta ağrılarının az önce...
Cevap: Endometriozis rahim içini döşeyen bezlerin aynısının rahmin dışında yumurtalık tüp karın boşluğu gibi yerlerde bulunması ve adet döneminde rahmin gördüğü değişiklikleri aynısının bu odaklarda da olması.

Soru: Pcolular da yumurta oluşumu hiç yok mudur? yoksa olgunlaşma mı olmuyor?
Cevap: Bilakis fazla sayıda yumurta olgunlaşma yarışına giriyor ama hiç biri adam gibi olgunlaşamıyor tabir uygun ise küçük kalıyor. PCO oluşumunda insulin like growth factor denilen bir madde suçlanıyor buda bir nedeni şeker hastalarında oluşan tablo gibi bu nedenle de glukofanın tedavi amaçlı kullanımı uygun Bence PCO hastaları bu ilaçtan oldukça yara görüyor.Yalnız çoğu zaman tek başına yumurtlamayı sağlamıyor. ovulasyon indüksiyonu beraber daha iyi sonuç veriyor.

Soru: 2.5 yıllık evliyim. 1.5 yıl önce 1 düşük oldu 5 haftalıktı kürtaj olmadım.şimdi 10 aydır istememize rağmen hamile kalamıyorum. prolaktin yüksek çıktı 43 ve sonra 27 parlodel aldım 10 gün kadar ama kullanamadım 1 kez aşılama denendi tutmadı şimdi ne yapmalıyım?
Cevap: Anladığım kadarı ile yaşınız henüz genç bu nedenle prolaktin kontrolüne devam etmek ve gerekirse aşılamayı tekrarlamak uygun olur. Prolaktin değeriniz mutlaka kontrol edin eğer hala yüksek ise dostinex denilen ve parlodel ile benzer illev gören anacak kullanımı daha kolay bir ilaç var doktorunuza danışarak bunu kullanabilirsiniz eğer prolaktin yüksek ise.


Siz de sorularınızı  info@tupbebekailesi.com  'a ileterek en kısa zamanda cevap bulabilirsiniz.

Sevgiler;

Celalettin Örnek



10 Nisan 2012 Salı

Tüp bebek yapacağımızın bilinmesi gerekiyor mu?

Tüp bebek yapacağımızı çevremize söyleyip söylememekte ilk başlarda tereddüt ettik. Hani söylesek ne tepki olur, söylemesek nasıl saklayacağız? Hem Nursen hem ben gizli saklı bişey yaptığımızda kimseden saklayacak yeteneğe sahip değiliz. Bir şekilde açık veriyoruz, belli ediyoruz. Ne yapalım yapımız böyle. Saklasak bile bir yerde nasıl olsa belli edecektik. Hem devamlı görüştüğümüz arkadaşlarımız var. Onlarla beraberken illâ ki iğne saatimiz denk gelecek. Ne yapacağız o zaman?

“Hadi biz müsait bir oda varsa 5 dakika baş başa çekilelim hemen döneceğiz” desek çok yanlış anlamalara sebep olabilir.

“Eve gidene kadar dayanamadınız mı ne aceleniz var?” diye düşünebilirler.

Aman söylesek ne olacak ki? Gayet normal bir durum. Bebek istiyoruz, bu şekilde yapma durumundayız. Kime ne? Utanacak, sıkılacak, saklayacak bir durum yok. Çevreden duyuyorduk ve yaşadık; bundan utanan, söylemeye çekinen, çok gizli bir durum gibi saklayanlar oluyor. Ne gerek var ki? Hem bu şekilde saklayarak, gizleyerek kendimizi sıkıntıya sokacağız ve bu tedavinin olumluluğu açısından hiç iyi bir durum değil. Rahat olmamız lâzım. Sonuçta yakın çevremize söyledik böyle bir tedavi sürecinde olduğumuzu. Tüm bilenler sevindiler, destek verdiler ama gene de bazılarının akıllarında soru işaretleri vardı. Niye tüp bebek yapıyorduk ki? Sağlığımızda sorun mu var? Bu sorulara da gayet açık şekilde cevap verdik. Hiçbir sağlık sorunumuzun olmadığını, sadece yaşımızın ilerlemesinden dolayı ve bebek istediğimiz için durumu riske atmak istemediğimizi anlattık. Riske atmanın yanı sıra bir an önce bebek sahibi olmak istediğimizi söyledik. Sağlık sorunumuz da olabilirdi çok acayip bir durum değil ki. Sağolsunlar herkes anlayışla karşıladı. Gerçi anlayışla karşılamasalar ne olacaktı ki? Vazgeçecek halimiz yoktu ya? Ama sağolsunlar tüm sevdiklerimiz, yakınlarımız destek oldu, yardımcı oldu bize. Bu bizim için çok önemliydi. Moralimizi yüksek tutuyor, bize güç veriyordu.
Fakat durumu açıkladığımız kişilerin hemen hepsi şu soruyu sormadan edemiyordu. Ya da sormaya çekiniyorlar ama bir şekilde konuyu oraya getirmeye çalışıyorlardı. Veya yüz ifadelerinden belli oluyordu:

“Bir sorununuz mu var? Neden tüp bebek yapıyorsunuz?”

Sanki tüp bebek yapmak için mutlaka bir sağlık sorunu olması lazımmış gibi düşünüyorlar. Halbuki gittiğimiz tüp bebek merkezinde bu işlemi yaptıran o kadar genç insanlar var ki. Tüp bebek tedavisi yaş ortalaması gerçekten çok çok düşük durumda. Tabii ki sağlık sorunları nedeniyle bu tedavi sürecine girenler de var. Ama her ne olursa olsun, sağlık problemi ile veya değil gerekiyorsa yaptırılması gereken bir tedavi. Dışarıdan pek görülmese de çok yaygın şekilde uygulanan bir yöntem. İsimlerini çok iyi bildiğimiz, halk tarafından tanınan bir çok kişi ve bu kişilerin çocukları da bu tüp bebek tedavisi yaptırıyor.

Özellikler erkeklerde tüp bebek yaptırdığını veya tedavi sürecinde olduğunu söylemek büyük bir sorun. Sanki tüp bebek yaptırdığı bilinince erkekliği yerlerde sürünecek, herkes erkekliğinden şüphe edecek. Neredeyse tüm erkekler tüp bebek yaptırdığının bilinmesinden utanıyor, çekiniyor. Dolayısıyla kadınlarda bundan etkilenip aynı psikolojiye giriyorlar. Bu psikolojide sonucun olumlu olmasını büyük ölçüde engelliyor. Erkekler merak etmesin; tüp bebek yaptırınca erkekliğinizde bir eksilme olmuyor, erkeklik itibarınız yerlerde sürünmüyor. Aksine ne kadar mantıklı, akıllıca bir şey yaptığınız düşünülüyor. Tüp bebek yaptığımızı en başından beri kimseden saklamaya gerek duymadık ve hiç bir şekilde de kimseden rahatsız olmadık.

Hatta bu durumu yakın tanıdığım birisinde yaşadım. Dolaylı yoldan tüp bebek tedavisine devam ettiğini öğrendim ve çok sevindim. Gerçekten çok sevdiğim bir kişi. Ama kimsenin bilmesini istemiyormuş meğerse. Niye? Erkekliğinden şüphe edilecek tabii. Tüm ailesini de tembihlemiş bilinmemesi konusunda. Bende çok sevindiğim için ve o kişiyi çok sevdiğim için hemen yardım edebileceğim, fikir verebileceğim bir şeyler olabilir diye düşündüm ama bilinmesini istemediği için bende bildiğimi belli edemezdim. Bir akşam annesini aradım ve "Tüp bebek tedavisine başlamış. Ben bir çok aşamasından geçtim ve yardımcı olabileceğim bir şeyler varsa yardım etmek istiyorum" dedim. Ama annesi "Yok öyle bir şey. Öyle bir tedavi durumu yok. Olursa haber veririz sana" diyerek geçiştirmeye çalıştı. Ama sakladığı o kadar belliydi ki. Aradan bir kaç hafta geçtikten sonra gene annesi aradı beni ve oğlunun baba olacağını, gelininin hamile olduğunu, hemde ikiz olduğunu söyledi ve arkasından ekledi "Ama tüp bebek değil". O kadar belli etti ki artık tüp bebek tedavisi sonucu olduğunu. Bilmiyorum? Belki de ben çok fena şekilde yanılıyorum ve günahlarını alıyorum. Ama bilinse ne olacak tüp bebek yaptıklarını? İnsanlar tersleyecek, alıp yerin dibine mi sokacaklar? İnsan içine çıkamayacaklar mı? Hiç de öyle olmuyor. Olsaydı biz yaşardık bu durumları kimseden saklamadığımız için.

Tüp bebeği defalarca deneyip başarılı sonuca ulaşamayan çiftlerde çok fazla. 7-8 kere deneyenler duyduk. Başarılı olamamasında, moralsizliğin ve tedaviye olumlu yaklaşamamanın payı çok büyük. Hadi ilkinde olmadı, ikincisinde de olmadı ama kesinlikle umutsuzluğa kapılmadan isyeniyorsa devam edilmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra çok kez deneyip artık vazgeçen birkaç çiftin tedavi sonrasındaki 1-2 aylık süreçte doğal yollardan hamilelik sürecine başladıklarını da çok duyduk. Bu da gayet normal çünkü alınan ilaçlar, hormonlar, erkeğin yaşam kalitesini yükseltmesi sonucu kadında yumurtalar çok iyi ve olgun duruma geliyor, erkeğin sperm kalitesi çok iyi duruma geliyor ve doğal olarak sonuca ulaşılabiliyor. Tekrar tekrar söylüyorum ama gerçekten çok önemli; her durumda gerek tüp bebek tedavisi gerek doğal yollardan çocuk sahibi olma çalışmalarında çiftlerin morallerinin çok yüksek olması, olumlu bakmaları son derece önemli.



9 Nisan 2012 Pazartesi

Çift başlı bebek doğdu !

Tek bir vücutta dünyaya gelen ikizlerin 25 yaşındaki annesi hamileyken ultrasona girmediği için nadir görülen durumu doğum sırasında öğrendi.

Milliyet'in internet sitesinde yer alan habere göre Brezilya’nın Para eyaletinde bulunan Anajas şehrindeki hastanede doğum yapan genç anne ve 4,5 kilo ağırlığındaki bebeğin sağlık durumlarının iyi olduğu açıklandı.

Doktorlar, bebeğin iki kafası olmasına rağmen tek bir kalbi olduğunu, diğer organlarının ise normal bir şekilde işlevini sürdürdüğünü açıklarken, ayrıca her iki bebeğin de sağlık durumunun mükemmel olduğunu bildirdi.

Normal doğumun bu gibi durumlarda hem anne hem de bebekler için risk oluşturduğuna dikkat çeken hastane müdürü, bu nedenle doktorların sezaryen yöntemini tercih ettiğini söyledi.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Tüp Bebek Tedavisinde ’Bilinmesi Gereken 10 Detay’


1.Çocuğu olmayan bir çift ne zaman doktora gitmelidir?

Kadının yaşı burada çok önemlidir. 35’in altında, çiftin özgeçmişleri ve aile öykülerinde bu konuyla ilgili risk yoksa korunmasız-düzenli bir yıllık cinsel ilişki sonrası gebelik elde edilemiyorsa doktora başvurulmalıdır. Aynı koşullarda kadın 35 yaş üstünde ise 6 ay, 38’in üzerinde ve yumurtalıklarını olumsuz etkileyebilecek kemoterapi veya yumurtalıkla ilgili bir ameliyat geçirmişse, erkek de de sperm değerlerini kötü yönde etkileyecek kemoterapi veya ameliyat öyküsü varsa çiftler derhal doktora gitmelidir.

2-Aşılama denenmeden tüp bebeğe tedavisi doğru mudur?

İnfertilite (kısırlık) nedenine bağlı olarak bazı hastalarda aşılama öncesi yumurtlama uyarısı veya aşılama gibi üremeye yardımcı yöntemler uygulanmalıdır. Bu grup hastalarda ancak bu yöntemlerin başarısızlığı durumunda tüp bebek tedavisine geçilir. Ancak belirli bir grup hastada ise diğer yöntemlerin başarı ihtimali ya hiç yoktur ya da çok düşüktür. Bu hasta gurubunda tüp bebek ilk seçenek olmalıdır.

*Her iki tuba uterinası ( tüpleri) tıkalı olan kadınlar,
*Azospermi  olguları (erkekte sperm olmaması)
*İleri kadın yaşı ( örn.: 38 yaş üstü kadınlar) doğrudan tüp bebek uygulanması gereken çiftlerdir.

3.Tüp bebek tedavisinde hangi sırayla hangi testler yapılır?

Kısırlık araştırması çiftlere eş zamanlı olarak yapılmalıdır.  Başlangıç aşamasında yapılan temel testler şunlardır:

a. Erkeğe sperm testi,
b.Kadının yumurtlamasının araştırılmasına yönelik kan (hormon) testleri ,  
c. Kadının tüplerinin açık ve rahim içerisinin normal olup olmadığının araştırılmasına yönelik testler. Bu amaçla en sık ilaçlı rahim röntgen filmi ( Histero-salpinga-grafi, HSG) çekilmektedir.

4. Tüp bebekte başarı oranı nedir?

Tüp bebekte başarı oranı birden fazla ölçütle değerlendirilmektedir.

    1-Fertilizasyon ( Laboratuvarda Döllenme) Oranı: Bu oran iyi laboratuvarı olan merkezlerde %80’ in üzerinde olmalıdır.
    2-Biokimyasal Gebelik (Kanda gebelik testinin pozitif çıkması): Bu oran %50 civarındadır.
    3-Ultrasonografi İle Görüntülenebilen Ve Takip Edilen Gebelik Oranı: Bu oran %40 civarındadır.
    4-‘’Eve Canlı Çocuk Götürme’’ Oranı: Bu oran ise %30 civarındadır. Hastaları ilgilendiren temel değerin de sonuncusu olması gerekir.

Üç başarısız deneme sonrası aileler için gebelik elde etme oranını maalesef çok arttırmamaktadır. Preimplantasyon genetik tanı (embriyo transferi öncesi genetik araştırma), co-culture ( laboratuar ortamında suni ana rahimi oluşturulması) , sperm seçim yöntemlerinin değiştirilmesi gibi ek uygulamalar yapılmaktadır. Ancak bu yöntemlerin de başarıyı anlamlı oranda artırdığına dair yeterli kanıt henüz yoktur. Benim şahsi tecrübelerime göre bu hastalara blastosist transferi önerilmeli ve bu hastalarda eğer embriyoları blastosiste gitmiyorsa transfer yapılmamalıdır. Böylece hastanın, transfer sonrası boşu boşuna büyük ümitlerle beklemesinin önüne geçilmiş olur.

5.Blastosist transferi nedir? Hangi durumlarda bu yönteme başvuruluyor?

Günler boyunca gelişip hücre sayılarını artıran embriyolar beşinci günden itibaren iki ayrı hücre tipine ayrılarak aralarında bir sıvı biriktirir. Bu embriyolara ‘Blastosist’ denir. Ne yazık ki her embriyo bu aşamaya kadar gelişimini devam ettiremez, daha erken bir dönemde gelişimini durdurur. Sadece o embriyoyu oluşturan sperm ve yumurta kaliteleri fazla düşük değilse embriyo gelişimine devam eder, aksi halde vücut savunma mekanizmasının bir sonucu olarak düşük kaliteli hücrelerin birleşmesiyle oluşan embriyoların gelişimlerini daha erken bir dönemde durdurur. Yapılan çalışmalar, blastosist evresine ulaşmış embriyoların dahi bir bölümünün gebelik oluşumuna ya da gebeliğin devamına izin vermeyecek kadar düşük kaliteli hücreler içerdiğini göstermiştir. Ancak bu oran erken dönemde gelişimini durduranlara oranla çok daha düşüktür. Sonuç olarak; hastaya blastosist transfer etmek gebelik şansını artırmak anlamına gelir. Hastaya ne kadar az embriyo transfer edilirse blastosist transfer ederek gebelik şansı o kadar artırılmış olur. Bu nedenle, transfer sayısının kısıtlandığı durumlarda blastosist transferi uygulaması başarıyı artırıcı bir etki yapar. Örnek olarak ülkemizde iki yıl önce uygulamaya giren yönetmelik transfer edilen embriyo sayısına kısıtlama getirmiştir. Bu uygulama sonucu tüp bebek sonucu oluşan çoğul gebelikler ki bunlar çok riskli gebelikler idi, anlamlı olarak azalmıştır. Bu yeni durum bizim merkezlerimiz de dahil olmak üzere bazı kliniklerin daha fazla blastosist transferine yönelmelerine neden olmuştur. Bizim merkezlerimizde artık tüm transferlerin yaklaşık yarısına yakını beşinci günde yapılmaktadır. Hastadan yeterli miktarda ve kalitede blastosist elde edilmesi durumunda, tedavilerin başarısız kalma nedeni olarak embriyo dışı nedenlere yönelmek faydalı olacaktır. Neden tüm embriyolar blastosist aşamasına kadar bekletilip ondan sonra transfer edilmiyor? Bu sorunun yanıtında da blastosist transferlerinin dezavantajlarından söz etmemiz gerekir. Bugün tüp bebek uygulama teknolojileri ne kadar gelişirse gelişsin unutmamalıyız ki insan vücudunun sofistike ve mükemmel mekanizmasını bire bir taklit edebildiğimizi söylemek çok güçtür. Zira insan vücudu ve biyolojisiyle ilgili bilgimiz ne kadar artarsa, bilmediklerimizin ve yeni soruların farkına varmaya devam ediyoruz. Sonuç olarak embriyoları laboratuar şartlarında uzun süre bekleterek blastosist evresine ulaşmalarını beklerken onları daha erken bir dönemde vücudun doğal ortamına bırakarak orada gelişmelerini sağlamalarına göre ne kadar ödün verdiğimizi bilmiyoruz. Özetle kendimize su soruyu soruyoruz: bu embriyo blastosist oluşturmadı, acaba ben bu embriyoyu gelişiminin daha erken bir döneminde rahme vermiş olsaydım acaba orada blastosiste ulaşacak mıydı? İşte blastosist transferinin riski budur, bu nedenle her vakada uygulanmaz. Elimizde bu riski karşılayacak sayıda embriyo olması ya da dediğim gibi, ne olursa olsun embriyoların uzun dönem gelişimlerini izlememizi gerektirecek gerçek sebepler olması lazımdır.

6.Sperm seçiminde yenilikler nelerdir?

Günümüzde sperm kalitesi dendiğinde artık eskiden olduğu gibi sperm sayısı, hareketliliği, şekli gibi parametreleri düşünmüyoruz. Biliyoruz ki, spermin gerçek kalitesi yukarıdaki soruda da anlattığım gibi onun kalıtsal yapısı ve bu yapının çevresel faktörlerden ne kadar etkilendiğidir. Çünkü embriyo gelişimine spermin asil katkısı bunlardır. Geleneksel sperm tetkik parametreleri ile bahsettiğim kalıtsal özelliklerin durumu arasında direk bir ilişki gösterilmemiştir. Artık sperm analizi yaparken embriyo gelişimine etki edecek gerçek kalitelerinin durumunu anlamaya çalışıyoruz. Önemli olan kalıtsal özellikleri en az hasar görmüş, mümkünse hiç görmemiş spermleri seçebilmek ve yumurta hücresi ile bunların birleşmesini sağlayabilmektir. Sperm hücresinin yüksek büyütmede seçilmesi (IMSI), bazı moleküllere bas kısmının bağlanması ya da bağlanmaması yoluyla seçimleri (PICSI ya da MACS benzeri yöntemler) bu amaçla kullanıma girmiştir. Ne yazık ki, bu seçim yöntemlerinin geçerliliği tam anlamıyla ve en doğru bilimsel yöntemlerle henüz kanıtlanmamıştır. Bunun için daha zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Gene de bizim laboratuarlarımız da dahil olmak üzere bu tip yenilikleri kullanıp hastaların gebe kalma olasılıklarını artırmaya çalışan çok sayıda merkez bulunmaktadır.

7-Genetik incelemelere ne zaman ihtiyaç duyulur?

Genetik incelemelere kesin ihtiyaç duyulan durumlardan ilki; ailede kalıtsal yolla geçen, doğacak bebeğe intikal edebilecek ve sorumlu kromozom ya da gen bölgesinin bilindiği durumlardır. Bu bölge ya da kromozomlar embriyolar üzerinde incelenip hastalıksız embriyolar transfer edilebilir. Bir diğer durum tekrarlayan gebelik kayıpları, yani ard arda düşük yapma ya da tam tersi tekrarlayan başarısızlıklardır. Her iki durumda da bazen embriyoların genetik olarak problemli olmaları sorunun kaynağı olabilir. Dolayısıyla çiftlere tüp bebek tedavisine başlamadan önce detaylı olarak tetkik yapılmalı ve embriyoların genetik problemi dışında aynı soruna neden olabilecek diğer nedenler ayıklanmalıdır. Bundan birkaç yıl önce bayanın ileri yaşı, ileri sperm problemleri (çok kısıtlı sayıda sperm bulunması ya da hiç olmaması) gibi durumlarda da embriyo üzerinde genetik incelemelere ihtiyaç duyulur denirdi. Günümüzde bu bakış acısı biraz daha gevşemiş gibi duruyor.

8.Tüp bebek tedavi yöntemlerindeki yenilikler nelerdir?

Tüp bebek tedavi yöntemleri ve uygulamaları baş döndürücü bir hızla gelişiyor. En güncel tekniklerden biri embriyoların dinamik takibidir. (Embriyoscope) Bu tekniği Türkiye’ye ilk defa bizim ekibimiz getirdi ve en çok da bizim laboratuarlarımızda uygulanıyor. Artık embriyolar takipleri süresince çok kısıtlı bir zaman dilimindeki görüntüleri ile değil, her 15-20 dakikada bir yedi bölgeden alınan görüntülerinin birleşmeleri ile oluşan videolar ile inceleniyor, kaliteleri bu verilere göre saptanıyor. Bu demektir ki artık embriyoların gelişimleri hakkında çok daha fazla elimizde bilgi birikiyor. Tüp bebek uygulamalarının başladığı yıllardan bu yana ilk kez embriyo gelişimi hakkında bu kadar fazla veri toplayabildik ve elimizdeki bu bilgiler çok değerli. Şu anda Türkiye’den bizim dahil olduğumuz uluslararası bir bilim grubu bu veriler üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Yeniliklerle başarı şansı ne kadar artıyor? Bu sorunun cevabı için biraz daha beklememiz gerekiyor. Ancak embriyo secimi için sunulan dinamik izleme tekniği gerçekten başarı sansını artırıyor. Ancak burada dikkatli olunması gereken nokta; birkaç farklı şekilde dinamik embriyo takibi yapılabiliyor ve bunların hepsi aynı sonucu vermiyor. Bizim kullandığımız sistem şu anda dünyada bulunan en sofistike dinamik takip sistemidir. Biz ve bizim kullandığımız sistemi kullanan diğer merkezler (şu anda dünyada 100 dolayında var) başarı oranlarının arttığını gösterdiler. Umudum, bu sistemin diğerleri ile bilimsel karsılaştırmasını yapan bilimsel çalışmaların bir an önce yayınlanması ve farkın kanıtlanmasıdır.

9.Dondurma tekniğinde son aşama nedir?

Günümüzde iki farklı dondurma tekniği var; yavaş ve hızlı. Beş yıl öncesine kadar yavaş dondurma daha çok uygulanırken günümüzde hızlı dondurma tekniği tercih ediliyor. Çünkü bu teknikle embriyoların tamamının, yani tüm hücrelerinin hiç hasarsız canlıklarını devam ettirmeleri ihtimali daha yüksek. Bu da doğal olarak başarı oranlarına yansıyor. Burada dikkatinizi çekmek isteyeceğim nokta; bize başvuran çiftlerimizden aldığımız izlenim dondurma-çözdürme işlemlerine biraz çekingen yaklaştıklarıdır. Oysa tüp bebeğin geleceği dondurma-çözdürme işlemlerinde. Çünkü; artık uluslararası anlamda başarı bir çifte uygulanan birkaç tedavi sonrası elde edilen gebelik oranı olarak ölçülüyor. Doğal olarak bu birkaç tedavinin içinde dondurma-çözdürme sikluslarının olması istenen bir durum, zira her tedavide kadına yeni baştan hormon vererek yumurtalıkları uyarmak yerine bir seferinde elde edilen birkaç kaliteli embriyonun saklanarak sonraki uygulamalarda bunların çözdürülerek transferi daha çok istenen bir durum. Üstelik dondurma-çözdürme tedavilerinin bir avantajı daha var; bazen yumurtalıkların uyarıldığı tedavilerde kullanılan ilaçlar yumurtaları büyütürken rahim dokusunun embriyoyu kabul etme mekanizmasına zarar verebiliyor. Oysa dondurma-çözdürme tedavilerinde rahim dokusu diğer duruma göre çok daha doğal bir halinde ve embriyoyu kabul etme mekanizması zarar görmemiş. Bugün dünyada birçok merkez (bizim merkezlerimiz de dahil) rahimim bu durumunu transfer öncesinde değerlendirip, çiftin gebelik şansını artırabilmek adına, elde ettiğimiz tüm embriyoları donduruyor ve bir sonraki ay rahimim doğal haline kavuştuğunda çözdürüp transfer ediyoruz. Bu uygulamanın geçerliliği ve çifte faydası artık bilimsel yayınlarla ispat edilmiştir. Kısaca özetlemem gerekirse, dondurma-çözdürme teknikleri merkezlerin toplam başarılarında önemli bir yer tutar. Hastalar bu parametreyi çok iyi incelemelidir diyorum.

10.Tüp bebek denemesi kaç kez tekrarlanmalıdır?

Bu soruyu şöyle yanıtlayacağım; ortalama üç! Ama bunu da açıklamam gerekir. İstatistiksel olarak tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin %95’i üç kez tekrarlamalıdır. Geri kalan %5’i içinse bir sınır yoktur. Bize başvuran bir hasta gebe kaldığında önceden dışarıda on altı deneme yapmıştı. Bu çift yüzde beş’lik dilimde idi. Ama bilimsel yayınlar göstermektedir ki, tüp bebek tedavisine giren çiftlerin yüzde doksan beşi ilk üç denemeden sonra gebelik şanslarını anlamlı olarak artıramamaktadır.

KAYNAK : Milliyet
http://saglik.milliyet.com.tr/tup-bebek-tedavisinde-bilinmesi-gereken-10-detay-/kadinsagligi/haberdetay/13.02.2012/1501628/default.htm 
KAYNAK: tupbebek.blogspot.com